Babam ve Oğlum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Babam ve Oğlum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2009 Salı

Çağan Irmak


Çağan Irmak.. Ona hayranlığım 'Asmalı Konak' dizisiyle başladı; 'Çemberimde Gül Oya' ile tutkuya dönüştü.. Ne yapsa izledim, ne yapsa beğendim. Ön yargı mı bu? Bilemem..

'Issız Adam'ı izlediğimde de aynı şeyleri düşündüm. Yine beğendim, yine duygulandım, yine ağladım..

'Çemberimde Gül Oya' bittiğinde kendimi çok yalnız hissetmiştim. Ya ben kendimi çok kaptırıyorum ya da Çağan Irmak, insanı hikayeye bir şekilde bağlıyor.
Çağan Irmak'ın eskiye bağlılığı belki de beni ona hayran kılan. Eski dönemler, eski aileler, eski plaklar, eski romanlar.. En önemlisi çocuk sevgisi. 'Babam ve Oğlum'da bir çocuğun gözünden izlediğim o dönem, 'Ulak'ta tekrar çocuklara verilen önem.. Hepsi ne kadar ince..

Seçtiği oyuncular da nasıl uyar o hikayelere hayret ederim her defasında.. Nasıl da düşünüp, bulur..

Issız Adam'da da plaklar yakaladı beni en derinden. Plaklarla büyüdüm ben, pikap çalıştırmayı öğrendim daha 2 yaşındayken. O anları hatırladım. Babamın plak koleksiyonu geldi gözümün önüne..

Çağan Irmak'ın yaptığı tüm işler beni inanılmaz etkiliyor, nedendir bilinmez. Kurgusu en başta olmak üzere hikayesi alır, götürür beni. Issız Adam da başı - sonu belli, ortası doldurulmuş hikayelerinden. Ama kesinlikle çok iyi doldurulmuş.. Melis Birkan'ın abartılı ezber repliklerini bir kenara bırakırsak, o duru güzelliğiyle yine role oturmuş, Çağan o rolü Melis'e oturtmuş.

"Çılgın Kalabalıktan Uzak" adlı bir kitap geçer filmde. 'Issız Adam'dır onun fimdeki yansısı. Asıl yalnızlığın, kalabalıkta yaşandığının altını çizer.

İşte bu yüzdendir kitabın filmde yer alması, Ada da öyle bir yaşantı ister. Sessiz sakin. Bir dönem kamera arkasında çalışmış ve bundan sıkılıp, çocuklara -yine Irmak'ın çocuk sevgisi- kostüm dikmeye başlamış.

İkinci el kitaplar doludur kitaplığım. En eskisi, 1938'e gider. O ikinci el kitaplar içinde ne anılar buldum ben bir bilseniz. Sevgiliye, babaya mektuplar, bir babanın oğlunun üniversite hayallerini paylaştığı kağıtlar, sınav kağıtları, telefon numaraları, faturalar vs.Issız Adam bu yüzden de etkiledi beni.. Eskiye bağlılık..

Müzikler de her defasında cuk diye oturur mu bir hikayeye? Yok yok, bu adam işi hakikaten biliyor..

Sözün özü, bu adam ne yapsa izlerim, ne yapsa beğenirim..


* Bir başka Çağan Irmak yazısı da burada.

2 Kasım 2007 Cuma

Film Sobesi

Sevgili Ayça sobelemişti beni; “beni benden alıp götüren filmler”i yazmam için.. Geç kaldım, biliyorum..

Aslında çok film var beni benden alıp götüren, her filmi yaşıyorum çünkü seyrederken.. Ama biri öyle bi’alıp götürmüş ki, aşağıdaki yazıyı yazıp, mail listemdeki herkese yollamışım..

“Babam ve Oğlum..”

Bu filme gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum..

Daha ilk 10 dk'da şiddetli bi'gök gürültüsü geliyor taa boğazınızdan.. Zaman en iyi ilaç diye umut ediyorsunuz ama bi'yandan da sanki duygusallık artacak ve dayanamayıp çıkıp gidecekmişsiniz gibi geliyor.. Ama sadece öyle geliyor.. Mıh gibi çakılıyorsunuz o sinemanın rahatsız koltuğuna..

Eğer anne ve baba değilseniz kırgınlıklarınızı, kırdıklarınızı düşünüyorsunuz.. Anne ve babanız geliyor gözünüzün önüne.. 'ya kırdıysam' diye geçiriyorsunuz içinizden.. Film boyu elinizdeki mendil sürekli değişiyor..

Çetin Tekindor nasıl bir sanatçıdır böyle.. Oynamamış, yaşamış sanki.. Kalkıp sarılasım geldi.. Ağlama diyesim.. Peki, bu hikâye gerçek midir? Çetin Tekindor'un sözlerinde nefret gibi duran ama yüreğindeki evlat sevgisinin gözlerinden geçip izleyiciye yansıması gerçek midir?Hümeyra'nın ellerinden saçlarına kadar yansımış fedakar anne tipi, Fikret Kuşkan'ın dik başlılığını evladı için öyle ya da böyle yendiği, Ege'nin ağzından koca bi'hayatın böyle güzel anlatıldığı.. Ve daha bir sürü şey için bu filmi izlemeniz gerek..

Bir kez daha işlemiş 80 darbesini Çağan Irmak.. Darbenin uğradığı bir aileyi..

..Ve saç tokalarına kadar o yılların kokusu, duygusu geliyor gözünüzün önüne..

Oyuncular da öyle bir bakıyor ki.. Darbe ertesi hüzün burun direklerinde sanki..

Bu filmi seyredin..üstelik 1 değil 2 kere seyredin.. Kendinizi, annenizi, babanızı, kardeşinizi, bebeğinizi, arkadaşınızı bulacaksınız.. Ve onları arayacaksınız.. Seslerini duymak yeter mi bilinmez ama bu filmin böyle bir psikolojisi var.. Birilerini arayıp 'ben buradayım' demek istiyorsunuz.. Veya yanınızdakine sarılıp 'iyi ki varsın' demek..

Bu filme gidin.. Evinizi görecek, hayata sımsıkı sarılacaksınız.. Ve kırgınlıklarınızı masaya yatıracaksınız..

Öyle etkili bir film ki.. bittikten sonra bile lavaboda hıçkıranlara şahit olacaksınız..

Bu filme gidin..

Ben kefilim, gidin bu filme..

Sanki komşu evde yaşanıyor her şey ya da sizin evinizde.. O kadar gerçek yani.. Mekan, duygu her şey çok hoş ve çok iyi düşünülmüş.. En ince ayrıntı bile o anı yaşamaya yetiyor..