dikiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dikiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2012 Çarşamba

Önü Kısa Arkası Uzun Etek Diktim


Dün dikiş makinama yeniden kavuşmuşken, bu aralar pek popüler olan önü kısa arkası uzun bi'etek diktim.
Bu kumaşı cuma pazarından almıştım, likralı penye ve üzerinde dantel görünümü sağlayan ipler var.



Fermuar dikmeyi doğru dürüst bilmediğimden, belini lastikli olarak yaptım ve kumaşın birleştirme yerinin, eteğin ön kısmında olmasını tercih ettim. Siz bu şekilde görünmesini istemezseniz birleştirme yerini arka veya yan olarak ayarlayabilirsiniz.


Elimden geldiğince nasıl yaptığımı çizmeye çalıştım. 
1 numaralı çizgiyi yaklaşık 1-2 cm içe katlayıp, içinden belde kullanacağım lastiği geçirdim.
Kumaşı 2 numaralı çizgiden, yani tam ortasından ikiye katladım.
3 numaralı çizgideki gibi, üst üste katlanmış kumaşı diktim. Böylece beli lastikli, düz bir eteğim oldu :)
Rahat durmadım ve 4 numaralı çizgi şeklinde eteğin ön kısmını kestim ve içe doğru katlayarak, alt fotoğraftaki gibi bitirdim. (Bu arada son çizimi bel lastiği konmuş ve beli büzgülü olarak hayal edebilirsiniz-ben çizmeyi unutmuşum ^.^)


Baştan etek dikmeyi istemezseniz, dolabınızda bulunan her hangi bir eteği de 4 numaradaki gibi keserek, önü kısa arkası uzun bir eteğe sahip olabilirsiniz.

*Dipnotçuk: Mutlaka daha önce anlatan olmuştur, bu da benden olsun :)

15 Ocak 2010 Cuma

Mehtap Elaidi -Zamansız Tasarımlar-




Özgün, farklı, zevkli ve rahat.. Moda olduğu için değil de sevdiği ve mutlu olduğu çizgiler göze çarpıyor sevgili Mehtap Elaidi’nin tasarımlarında.. Etiketlerinde bile bu enerjiyi hissetmek mümkün.. Mutluluk için hepsi, mutlu etmek ve mutlu olmak..


İlk defa geçen yıl tanıştım sanırım sevgili Elaidi’nin tasarımlarıyla..  Emin adımları, güçlü atılımları ve bir başarı hikayesi..
35 yaşından sonra meslek değiştirten bir istek.. 



Elaidi markasının yaratıcısı Mehtap Elaidi, Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümü mezunu. Babası Filistinli, annesi Türk. Babası Peyzaj mimarıymış. Arabistan'daki bütün sarayların bahçesini Elaidi’nin babası tasarlamış, aynı zamanda Suudi Arabistan'ın ilk çiçekçisiymiş.

Bir röportajında, ‘Tasarımcı olmak uzak, erişmesi güç bir hayaldi benim için. Lise yıllarımda sıraların üzerine kıyafetler çizmezdim. Çocukken bebeklerime elbise de dikmiyordum. Bu işi becerebileceğimin sinyallerini tek bir noktada veriyordum. Aldığım hiçbir şeyi aldığım gibi giymezdim. Etekleri çanta yapardım, gömleklerin kollarını keserdim, yakalarına kumaş eklerdim.'

Farklı bir şeyler üretmek istediği için kendi butiğini açtı. Nişantaşı'nda bir apartmanın giriş katına yerleşti. Camına soyadını yazdı. O zamanlar Elaidi'nin bir marka olacağının farkında değildi. ‘Üç top kumaş, bir makineci ve bir modelistle bu işe başladım. Adım sanım olmadığı için kimse kumaş vermek istemedi. Hayalime doğru koştuğum için önüme çıkan engeller beni sarsmadı. Mücadele ettim. Dikiş dikmeyi bilmiyordum, öğrendim. Ne istediğimi kağıt üzerinde anlatabiliyordum. Çizimim iyidir. Kalıbı kendim çıkaramıyordum ama kalıpçıma neyi nasıl yapması gerektiğini anlatabiliyordum.'

‘O zamanlar şimdiki gibi apartmanların giriş katına mağaza açmak moda değildi. Önünden geçen herkes içeri bakar ama girmeye cesaret edemezdi. Zili çalıp, içeri giren kadınlar bizim müşterimiz oldu. Onlar cesur kadınlardı. Ben de onlar için kıyafet tasarlıyordum. Hedeflediğim müşteriyle beni mağazanın konumu buluşturdu diyebilirim.'

Mehtap Elaidi sektörün acemisi olarak işe başlamanın çok avantajlı olduğunu düşünüyor. ‘Neyi nasıl yapmanız gerektiği konusunda bir fikriniz olmadığı için çok özgür hareket edebiliyorsunuz' diyor. Tasarım yaparken trendlere bağlı kalmamış. ‘Ben ne giymek isterim?' sorusundan yola çıkmış. Ayrıca saraylardaki ihtişamdan etkilendiğini ve tasarımlarında oraların etkisi olduğunu söylüyor.

Röportaj; Sibel Arna-Hürriyet Cumartesi

Mehtap Elaidi Web Sayfası, http://www.elaidi.net/

7 Eylül 2009 Pazartesi

Babam Dikti Ben Süsledim

Babamın dikiş sevdası, bundan 3-4 sene önce benim odama perde dikme isteğiyle başladı. Kadıköy'deki Singer'in yolunu tutup, 2818C 'mizi aldı.
Sonra da bir sürü ciciler dikti. Bu, mutfak perdesi :) İlk diktiklerinden..


Bu da çanta, üzerini de ben süsledim. Ruh halim karmaşık şu ara, böyle uyumsuzluklar olabiliyor. Kusura bakmayın :)

14 Ocak 2009 Çarşamba

Bu İsme Dikkat: LaCheen

Evet bu isme dikkat. Çok yakında büyük bir butiğin önünde başınızı kaldırdığınızda bu isimle karşılaşmanız an meselesi.

Bir gün baktım ki; 'Bu Etek Satılık' diye bir başlık. 'Oh' dedim, 'başladı nihayet!' Apar topar, istedim ben alayım, LaCheen markasından giyineyim artık diye. Bütün diktiklerine özenerek, beğenerek bakıyordum hep. 'Ah keşke' diyordum, 'keşke satsa'..
Sözün özü, o eteği ben alamadım. Hiç önemli değil :) Alan, güle güle, en iyi günlerde giysin :)

Laçin gerçekten çok güzel dikiyor. Hatırlarsanız çantasını almıştım ben. Buradan inceleyebilirsiniz. O yazının da bu yazının da başlığına tıklarsanız Laçin'in dükkanına gideceksiniz. Fotoğraflara tıkladığınızda ise, Laçin'in birbirinden güzel tasarımlarının bulunduğu blogunu ziyaret etme şansını bulacaksınız.

Dedim ya çok güzel dikiyor, sağlam da dikiyor. Ah o çanta ne kahrımı çekti de bir of demedi :) Tasarımlarına ve kombinlerine de hayranım Laçin'in. İçimdeki dişiyi çıkardı ortaya :) Topuklu topuklu ayakkabılar, botlar, çizmeler alındı hemen :)

Bu arada fotoğrafta da gördüğünüz kuyruklu yeleğe hiç niyetlenmeyiniz. Zira o artık benim :) Muhteşemsin Laçin!

Ne diyordum? Çok çok büyük bir butik.. Bir gün hepimizin gardrobunda en az bir tane LaCheen marka giysimiz olacak. (Gerçi benim niyetim tüm gardrobumun LaCheen'le dolu olması). Dediydi dersiniz..

Ne desem az efendim. Buyurun, siz de hayran kalın..