gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2013 Pazar

Pazar Gezmesi | Büyükada


İstanbul'un açıklarında bulunan Prens adalarından en büyüğüdür Büyükada. Eski adı Prinkipos'tur ve Yunanca 'Prens' demektir.

Büyükada denince aklıma bisiklet geliyor ama aslında Büyükada'nın simgesi faytonlar. Faytonları koşan o atlar, ne aşklar taşıdınız siz en tepeye, kim bilir neler anlattınız heyecanla burayı gezen turistlere..

27 Ocak 2013 Pazar

Pazar Gezmesi: Fener

 
İstanbul'da olup da tarihle iç içe olmamak mümkün değil. Her bir köşesi tarih kokan, anı yüklü sokaklarla dolu İstanbul'un içinde bir kaçamak noktası Fener.. İster fotoğraf makinanızı alıp, sokaklarında kaybolun, ister tarihi kalıntıları gezip, sanki bambaşka bir döneme gitmiş gibi hissedin..

20 Ocak 2013 Pazar

Pazar Gezmesi: Kınalıada


Eskiden "Proti" olarak anılan ve bu ismi almasındaki en önemli nedenin İstanbul'a yakın ilk ada olmasından kaynaklandığını düşündüğüm, (çünkü Pro, ilk, ön anlamındadır) Kınalıada, Adalar ilçesinin 5 mahallesinden biridir. 1 cami, 2 kilise, 1 manastırın bulunduğu ada, adını demir ve bakır madenlerinin etkisiyle kızılımtırak olan toprağının renginden alır.

13 Ocak 2013 Pazar

Pazar Gezmesi: Garipçe

Yok henüz ben gidemedim ama Pazar günleri için kısa tatil ve günübirlik kaçamak fikirleri yazmaya karar verince, aklıma ilk olarak Garipçe geldi..



İstanbul’da küçük bir koyda kurulan ve tarihi yerleri, doğal güzellikleri, samimi halkıyla insana huzur veren Garipçe, Rumelikavağı ile Rumelifeneri arasında kalan bir köydür. Köy ilçe merkezine 11, Taksim'e 31 ve Eminönü'ne 34 km uzaklıktadır. 

2 Ocak 2013 Çarşamba

Cadı Olsam, Süpürgeme Atlasam..


Bir süpürgem olsa, çalı süpürgesi bildiğin, uzun saplı.. Atlasam ona, tüm dünyayı dolaşsam. Yine İstanbul'a dönerim, İstanbul'un yaşanmışlık kokan güzel sokaklarında dolaşır, beton yığınlarına inat, yüz yıllar önce yapılmış yapılarına girer, yıllarca ne hayatlar yaşanmış burada diye hayaller kurarım.


Bir cadı olsam, burnumla -asla yapamadığım- o hareketi yapıp, Kapalı Çarşı'ya ışınlarım kendimi. Uzak yerlerde asla bulamayacağım huzuru bulup, ağzım açık tüm dükkanlara bakar, sıcak bir beş çayı içip, aynı hareketle kocacığımın yanına gelirim.


Yaşanmış en güzel hikayeyi okumaya başlarım hemen oracıkta. Sultanahmet'in arka sokaklarında başlayan hikaye, tüm o eski yapılar, eski insanlar, İstanbul hanımefendi ve beyefendileri beni benden alır. Bunu da Sibel çok iyi bilir..

Mont: Zara, Tayt: Zara Kids, Bot: Dr. Martens, Bere: LCWaikiki
Çanta: Mavi Jeans



İstanbul çok güzel. Bu güzelliği bana tekrar hatırlattığı için çılgınlar çılgını Sibel'e teşekkür mesajımı çekip, o günü aylarca belki yıllarca hatırlatırım ona: 'Ne güzel gezdik İstanbul'u..'