kara kalem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kara kalem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2012 Pazartesi

Okuduğum kitaplar..

Biriktiler..
Hep zengin bir kütüphaneye sahip olmak için gözüm gibi sakladığım kitaplarımı, aşağıdaki fotoğrafta görülen, gözlerinin içi parlayan çocuklara yollayacağım. Bu hafta bitmeden kargoda olacaklar..




Siz de okuyup, kitaplığınıza kaldırdığınız kitapları yollamak, o çocukların gözlerinde bir ışık, akıllarında bilgi olmak istersiniz diye düşündüm..
İşte adres,



Hınıs Anadolu lisesi
YİBO Lojmanları Arkası
Hınıs / Erzurum

** Ne tarz kitaplar gönderebilirim derseniz. Aşağıdaki kitaplar sadece çerçeve niteliğinde verilmiştir.
Gençlik kitapları ...
İpek Ongun " Bir genç kızın gizli defteri " serisi...
Orhan Veli gibi şairlerin kitapları...
Reşat Nuri gibi klasik Türk yazarlarının kitapları...
Simyacı, Bir Çift Yürek gibi yol gösterici , sürükleyici çağdaş romanlar...
Sait Faik gibi hikayeciler...
Ayşe Kulin gibi yazarlarımız...
Nutuk...
Atatürk'le ilgili anılar , kitaplar...vs.vs.

2 Temmuz 2009 Perşembe

Kara Kalem ve Miroş'um..


Ev taşınma halinde..
Heryerde koliler üstüste..
Anneme soruyorum 'bana kargo geldi mi' diye..
Yok diyor..
Meğer o hengamede unutmuş..


Sonra atölyeme giriyorum,
Oturduğum yerden mavili bir yurtiçi kargo kutusu ilişiyor gözüme.. Saat akşam 10 civarı..
Heyecanımı ve merakımı dizginleyerek, yavaşça açıyorum kutunun bantlarını..
Sonra mı?
İnsan hem gülüp, hem ağlar mı aynı anda? Oluyor.. Duygulanıyorum, hem de dibine kadar.. Sevinçten ağlıyorum.. Küçücük bir kız, canım kardeşim, benim için neler yapmış diyorum..

Kolye boynumda..

Kitabı alıyorum elime.. Canım abim, neler yazmış bana diyorum, tüylerim diken diken, yine ağlıyorum.. İçindeki kitap ayraçlarına ise, ayrıca hüzünleniyorum..


Sizi çok seviyorum canlarım.. Burası olmasaydı tanışamayacaktık belki diye blogumu da seviyorum..
Canım abicim, nasıl güzel, nasıl dolu bir yüreğin var senin.. Böyle bir abi kazandığım için o kadar şanslıyım ve o kadar mutluyum ki anlatamam sana..
Fındığımı açıyorum, hem yiyorum hem hediyelerime bakıyorum tekrar.. Ezberlemek için..
O sevimli tuzluk-biberlik, çeyizime konuyor hemen. Evimin bereketi olsun diye, tuzumuz biberimiz olsun diye.. Ben tuzu çok severim ya, hissetmiş canım abicim ve canım kardeşim. Her tuz serpişimde onları yanımda hissedeceğim..
Mumluğum, evimi aydınlatacak. Ahmet abimin her yazısında, her satırında nasıl ruhum aydınlanıyorsa, o mumluk da ışığımız olacak sevgilimle.. O da çeyizimde..


Miroşumun minik parmaklarını hayal ediyorum, nasıl zevkle hazırlamış bana bu cicileri diye.. Oyuncağını çantama atıyorum, artık o benim uğurum.. Heryerde yanımda olacak..


Ne yazsam az gelecek, bunu bile bile yine de yazacağım..
Sizden hissetmek, sizi bizden hissetmek.. Ahmet abicim ve Miroşum.. Sizi tanımış olmaktan dolayı onur duymak, şu meşhur verandada bir çay içimlik de olsa oturmak, Miroş'un gitarından 'aldırma gönül'ü dinlemek, Ahmet abicim, senin sesinden yazılarını dinlemek..
O kadar dolu ki yazıların, belki bi'kaç gün etkisinde kalıyorum, hele ki bazılarının..
Sizi çok ama çok seviyorum.. İyi ki tanımışım sizi..
Ahmet abicim burada bi'kardeşin, Miroşcum sen de bi'ablan olduğunu unutmayın..
Ben de abimi ve kardeşimi unutmuyorum.. Biliyorum ki sizinle aramızdaki uzaklık bir telefon 'alo'su kadar..


Sığıntı

Ezik

Kalpsiz

Sorgulamadan

Tutarsız

Duyarsız

Aptal

Bencil

Sıradan

Sürgit



Yaşamaktansa

Kalemimle

Ölürüm



Kara Kalem

23 Ocak 2009 Cuma

En Değerli Mim

Bir baba bizden yardım istemiş. Takdirli bir karne getiren kızı Miroş'a ne alabilirim diye sormuş. Aslında aklımda bir fikir yok. Hediye seçme özürüm de olmasına rağmen, başladım bir kere. Belki siz de yardımcı olmak istersiniz.

Sevgili Ahmet abi, biricik kızına hem babalık hem de annelik yapıyor. Üstelik çok güzel şeyler yazıyor. Her satır, her kelime hatta her virgül anlam yüklü..

Çocukluğunuza dönün demiş. Başarılı bir öğrenci olmama rağmen, biz de pek böyle gelenek yok :) Hediyeler alırlar ama tabi, bunun sebebi başarım olmadı sanırım. Sanki bu benim 'görevim'miş gibi yapıldı sanırım :) Ya da alışıldı..

Neyse, dünyalar tatlısı Miroş'un en büyük hediyesi babası zaten. Şimdiki çocuklar ne ister bilinmez. Ben hep Barbie isterdim :) Barbie koleksiyonum şimdi kutularda bir yerlerde. Ne zaman ne için alındıklarını bile hatırlamıyorum. Diyeceğim o ki, 10 yıl da geçse, 20 yıl da geçse Miroş'un bu hediyenin anlam ve önemini unutmaması en güzelidir.

Nedir peki derseniz.. Saat olabilir. Çok klasik belki ama üstüne "en özel zamanımsın, her zamanım senin" gibi anlamlar yüklenirse gayet özel olur.

Gerçi Ahmet abi, Miroş'a ne alırsa alsın deliler gibi sevineceğinden eminim. Şöyle ki, babam bana süpriz olarak çikolata getirse bile ayaklarım yerden kesiliyor sevinçten..