Oldu mu olmadı mı, gün gün saat saat sayarken geldik mi son viraja. 40. haftayı iyice meraklanan kalbimle, artık yeri daralan kızımın göğüs kafesime doğru ağır tekmeleriyle, içimden ejder çıkacak sandığım alev alev yanan bir mideyle, otururken kapanmayan bacaklarla ve tosun gibi bir silüetle karşılıyorum.
Oysa daha dün gibi bebeğimin benimle olduğunu öğrenmem..
Anneler gününden iki gün önce, sabah uyandım. Yaşadığım sol kasıktaki saat tiktakları gibi atmaları saymazsak hiçbir belirti yok ama saat gibi işleyen hormonlarım o gün her ay başıma gelenin yine gelmesi gerektiğini düşünüyor. Henüz erken, sabahın körü. Kociş işe gidiyor, ben bir sağa bir sola dönüp, anneler gününü beklemeyi düşünüyorum içimdeki kıpırtıyla. Tabi bu sadece 2 dk sürüyor.
