Yok yok daha olmadı ama bu havalar beni iyice tembel yaptı..
Aslında başka bi'şeyle uğraşıyorum bu aralar, bu yüzden de dikkat dağınıklığı yaşamam normal gibi sanki :p
Neyse, sevgilim hadi kalk gidiyoruz dedi..
Gittik..
Sevdiklerimiz de yanımızda, değmeyin keyfimize..
Cihangir'de Oda Kahvaltı..
Pek sevdik, pek beğendik..
Manzara..
Ortam..
Sohbet..
Sevgili..
Dostlar..
Pasta..
Hediyeler..
Herşey süperdi :)
Şimdi fotoğraflar..
Küçük Prens'i sevmeyen var mı?
Ben bu şapkayı gördüğümde 'keşke benim olsa' dedim ve her zamanki gibi o hemen hayalimi gerçekleştirdi.. 'Oldu bile' dedi..
Üstelik ondan habersiz o da benzerini elleriyle yapmıştı..
O kadar çok istemişim ki 2 tane birden şapkam oldu :))
Sonra şirin mi şirin Galata Kuleli bir çantam.. Galata Kulesi'nin de yeri ayrıdır bende..
O kadar severim ki, her gün ona bakabileceğim bir odam olsa keşke derim :) Kimbilir, olur belki :)
Bu arada Galata Kulesi silüetinden bir çanta yapmalı acilinden :)
Pastam..
Sevgilim, arkeolojinin öncüsü Osman Hamdi Bey ile aynı gün doğduğum için, onun bir tablosundaki; Kaplumbağa Terbiyecisi'ndeki kaplumbağaları benim aşık olduğum tosbağalarla değiştirmiş :) Terbiyecinin hemen önündeki benim mavi boncuğum.. Ve aslında benim doğum günümü kutladığımız gün, sevgilimin doğum günüydü :)
Sevdiklerim yanımdaydı ve benden mutlusu yoktu.. Doğum günüm bu kutlamadan önceydi tabi, o gün de beni arayan, mesaj atan, twitleyen herkes, o kadar mutlu etti ki..
Bu kadar güzel dosta sahip olmanın bir ayrıcalık olduğunu farkedip, çok daha mutlu biri olmam gerektiğini anladım..
İyi ki doğdum, iyi ki büyüdüm de anladım..
Evet, büyüyorum artık..
Fotoğraflar, Coşkun TUNCER




