sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2010 Perşembe

Doğumgünüm(üz)den..


Neredeyse 1 ay oldu :)
Yok yok daha olmadı ama bu havalar beni iyice tembel yaptı..
Aslında başka bi'şeyle uğraşıyorum bu aralar, bu yüzden de dikkat dağınıklığı yaşamam normal gibi sanki :p

Neyse, sevgilim hadi kalk gidiyoruz dedi..
Gittik..
Sevdiklerimiz de yanımızda, değmeyin keyfimize..
Cihangir'de Oda Kahvaltı..
Pek sevdik, pek beğendik..
Manzara..
Ortam..
Sohbet..
Sevgili..
Dostlar..
Pasta..
Hediyeler..
Herşey süperdi :)

Şimdi fotoğraflar..


Küçük Prens'i sevmeyen var mı?
Ben bu şapkayı gördüğümde 'keşke benim olsa' dedim ve her zamanki gibi o hemen hayalimi gerçekleştirdi.. 'Oldu bile' dedi..
Üstelik ondan habersiz o da benzerini elleriyle yapmıştı..
O kadar çok istemişim ki 2 tane birden şapkam oldu :))

Sonra şirin mi şirin Galata Kuleli bir çantam.. Galata Kulesi'nin de yeri ayrıdır bende..
O kadar severim ki, her gün ona bakabileceğim bir odam olsa keşke derim :) Kimbilir, olur belki :)
Bu arada Galata Kulesi silüetinden bir çanta yapmalı acilinden :)

Pastam..
Sevgilim, arkeolojinin öncüsü Osman Hamdi Bey ile aynı gün doğduğum için, onun bir tablosundaki; Kaplumbağa Terbiyecisi'ndeki kaplumbağaları benim aşık olduğum tosbağalarla değiştirmiş :) Terbiyecinin hemen önündeki benim mavi boncuğum.. Ve aslında benim doğum günümü kutladığımız gün, sevgilimin doğum günüydü :)


Sevdiklerim yanımdaydı ve benden mutlusu yoktu.. Doğum günüm bu kutlamadan önceydi tabi, o gün de beni arayan, mesaj atan, twitleyen herkes, o kadar mutlu etti ki..
Bu kadar güzel dosta sahip olmanın bir ayrıcalık olduğunu farkedip, çok daha mutlu biri olmam gerektiğini anladım..
İyi ki doğdum, iyi ki büyüdüm de anladım..
Evet, büyüyorum artık..

Fotoğraflar, Coşkun TUNCER

30 Nisan 2010 Cuma

Büyükada'da Bir Gün


Büyükada..
Gittiğim zaman dönmek istemeyeceğim nadir yerlerden biri..
Her sokağında, her adımda çocuk olduğum..
Mis kokulu Ada..


Giderken hem çok sevinirim, (sevinçten yolun ortasında zıplayacak kadar), hem de üzülürüm, gün sonunda dönülecek diye..


Bu sefer plan başkaydı aslında, tokalarım da yanımdaydı..
Büyükada sokaklarına kısmet oldu..


Bisikletle tepeye çıkmadan önce bu fotoğraflar.. Zira çıktıktan sonra pek halimiz kalmadı :)


Saçımdakiler masal esintili..
T-shirt'üm Alice temalı.. "Wonderland'de bir gül boyayıcısı.."


Önünde durduğum kapının tokmağının zerafetine dalıp gidiyorum. Parmağında yüzük bile var..


Sevgilim zor ayırıyor beni kapıdan..
Yola devam ediyoruz..


Adanın kedilerine yemek vermeden dönülmezki.. Bir dahaki gelişinizde karşılamazlar sizi yoksa..
Küsüp, kırılırlar..


Her ev, eski bir anıdır benim için Ada'da.. Issız gibi gelir bana sokakları.. Kapalı olan her kapının ardındaki yaşamı merak ederim burada.. Evet yalnızca burada.. Sonsuza dek yaşamak isteyeceğim yerde..


Modernleşen evlere bakarım hayretle sonra.. Tarihi dokusu zedelenmez Ada'da..
Zedelerlerse yaşayamazlarki Ada sakinleri..


Masal gibi pencerelere, kapılara dalıp giderim sonra..
Büyükada, masalım.. Toz pembe hayalim..
Türk filmlerindeki pembe panjurlu ev kıvamında severim ben Ada'yı..


Beni Ada'dan ayırmak için hayli dil dökmek gerekir..


Hüzünlenirim dönerken.. Ayaklarım geri geri gider..




Mekan: Büyükada.
Fotoğraflar, canım sevgilime; düzenlemesi, bana ait.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Kısacık :)


* Sevgilim askerden döndü, ben buralarda yokken.. Gitmeden 'asker modası' gelecek yakında dediğinde ve yemin töreninde palaska hediye ettiğinde; "sen askersin diye mi moda olacak" deyip, gülmüştüm. Şimdi o bana gülüyor kıs kıs :)

* Ben buralarda yokken bol bol kitap okuyup, film izledim..

* Buralarda yokken ben, çok özledim.. 'Özlemek' ne demekmiş anladım..

* Ben henüz buraya gelmeyecekken düşüncelerim, atılımlarımla ilgili yeni kararlar aldım..

* Sağlığın herşeyin başı olduğuna bir kere daha inandım..

* Hızla kilo verdim, sonra da aldım :)

Aklıma geldikçe eklerim artık.. Neler yaptım ki ben diye düşününce aklıma gelmedi hiç :)

Not: Fotoğraf, benim minik makinemle yaptığım yanlış bir çekim aslında ama ben çok seviyorum.. Karmaşıklığı ama umudu temsil ediyor benim için..

11 Eylül 2009 Cuma

veni vidi vici


Latince, geldim-gördüm-yendim..

Caesar Zela Savaşını kazanmasından sonra Roma'lı dostuna tarihteki en kısa mektubu veciz bir ifadeyle Zile'den gönderir: veni vidi vici.

Şimdi sevgilim orada bir karakolda bekleyecek vatanı.

Benim için oldukça anlamlı bir yerde. Bir dahaki gidişimde, hayran olduğum Caesar (Sezar)'ın bu ünlü sözü söylediği yeri görebileceğim..

Parkeoloji'ye yazayım bi'ara Zela Savaşı'nı..

2 Eylül 2009 Çarşamba

Geldim Gelmesine..

Ama hala yanındayım sanki..

Yorum ve maillerinize kocaman teşekkürler.. İyi ki varsınız :)

25 Ağustos 2009 Salı

Gel Teskere

Kelimeler biter ya bazen..
Tam o noktadayım..
Canım abicim, Ramocuğuma gitti..
Ve şimdi beni çook uzaklara götürdü.. Belki yarım saattir inceliyorum sevgilimi..
Zayıflamış sanki..
Çok özledim..

Abicim canım benim, çok çok teşekkürler yaptığın herşeye..

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Tatil Dönüşü..

Tatil Fotoğraflarından bazıları..


Kumlar sıcacık ama deniz dalgalı.. Bu terlikleri de sevgili hersheylerden aldığım kurdelelerle yaptım.


Yağmur yağınca Kocaali'nin merkezine attık kendimizi, fotoğraf çekelim diye.. Biz sevgili ile ne zaman bir araya gelip, denize girmek istesek yağmur yağar :)



Bir amca sakinliğinde izini sürdük ilçenin..


Yoğurt kabı çiçeklerine su verdik gizlice..

Maden Deresi'nin tabiri caiz 'çivi gibi' suyunda serinlemek..




Acemi bir asker selamı neticesinde,


En güzeli, sevgilinin elinden demli bir çay içmek..



Sürecek..

11 Ağustos 2009 Salı

Şimdilik 'Ben Geldim'


Öncelikle yorumlarınıza kocaman kocaman teşekkürler, çok mutlu ettiniz beni.. Henüz onaylayamadım.. Lütfen kusura bakmayın. Hepinizi çok özledim..

Bu akşam sevgilim askere gidiyor.. Tüm vaktimi onunla geçiriyorum, o gidene kadar..
5 ay 5 gün sonra Jandarma eri olarak gideceği Tokat'tan dönecek inşallah..

Biraz daha müsaade o yüzden..