büyükada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
büyükada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2013 Pazar

Pazar Gezmesi | Büyükada


İstanbul'un açıklarında bulunan Prens adalarından en büyüğüdür Büyükada. Eski adı Prinkipos'tur ve Yunanca 'Prens' demektir.

Büyükada denince aklıma bisiklet geliyor ama aslında Büyükada'nın simgesi faytonlar. Faytonları koşan o atlar, ne aşklar taşıdınız siz en tepeye, kim bilir neler anlattınız heyecanla burayı gezen turistlere..

18 Nisan 2012 Çarşamba

Schwinn Bisikletleri


Schwinn bisikletleri ile Büyükada'daki bisiklet maceralarımızın birinde tanıştım. Bir bisikletten fazlası belki, fazla konforlu ve fazla şirin :)



Hakkında biraz araştırma yapınca ilginç bir hikayeye rastladım. Hikayeyi Sunay Akın'dan aktarıyorum;

Chicago'da üretilen Schwinn bisikletleri, her çocuğun rüyasını süslerdi. 1895 yılında, bir Alman göçmen olan Ignaz Schwinn tarafından üretilen bisikletlerin çoğu da çocukların hayallerinde kalırdı. Son derece pahalı bu bisikletleri yoksul ailelerin oturduğu semtlerin sokaklarında görmek olanaksızdı. 

1942 yılının 17 Ocak günü, tabelacı Marcellus'un Cassius adında bir oğlu gelir dünyaya. Marcellus kılı kırk yararak kazanmaktadır geçim parasını. Çok geçmeden, Schwinn bisikletleri Cassius'un da hayal dünyasındaki tahtına oturur. 

Tabelacı Marcellus, 12 yaşına giren oğluna aldığı armağan ile evlerinin bulunduğu sokağa girdiğinde, çocuklar da ardına takılır. Çünkü, Cassius'un armağanı bir Schwinn bisikletidir! 

Kentucky'de, yoksulların yaşadığı semtte bir Schwinn bisikletinin ömrü çok olamaz. Cassius'u da karakolda gözyaşları içinde görmek az bir zaman almıştır. Cassius, bisikletinin çalındığını anlattığı polis memuru Joe Martin'e şunları söyler, "Eğer o hırsızı yakalarsam kimse elimden alamayacak. Onu sabaha kadar kırbaçlayacağım!" Martin, çocuğun hayatını değiştirecek bir teklif sunar: "Bak evlat, benim bir boks salonum var. Oraya git ve boks öğren. Hırsızı yakalayınca da kırbaçlamak yerine bir güzel pataklarsın." 

Sonra, 1960'da, Roma Olimpiyatları'na katılacak ABD boks takımı seçmelerinde görürüz, 18 yaşındaki Cassius'u. Olimpiyat takımına seçilse de buna sevinemez. Çünkü, Cassius uçaktan çok ama çok korkmaktadır. Onun dünyanın en iyi boksörü olacağına inanan antrenörleri sabah akşam dil dökerler kapısında. Sonunda Cassius, uçağa binmeye ikna edilir. Ama bir şartı vardır, uçağa paraşüt ile binmiştir.

Roma'dan altın madalyayla dönen Cassius, 1964'te hayatının en önemli maçlarından birine daha çıkar. Rakibi, Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu Sonny Liston'dur. Bu maçı da kazanan Cassius Clay, 1975'te Müslüman olmaya karar verir ve adını Muhammed Ali olarak değiştirir!. 


İkinci fotoğraf, http://www.ikiteker.com.tr/
Üçüncü fotoğraf, http://www.anglonautes.com

26 Temmuz 2010 Pazartesi

İstanbul..

İstanbul..
Dünyanın en güzel şehri -bana göre-..
Tüm karmaşasına, tüm vurdumduymazlığına karşın..


Galata Kulesi..
Ne kadar da masum, bir o kadar da sağlam duruşlu.. Sanki Hezarfen yeni uçuyor üzerinden..

Büyükada..
Hüzün kokan büyülü ada.. Atlar dört nala koşuyor sanki sokaklarında..

Yukarıdaki kolyenin adı İstanbul..
Çünkü Galata Kulesi var..
Çünkü Büyükada'yı hatırlatan bisiklet var..
Çünkü Boğaz Köprüsü'nü anımsatan bir kuş (martı?) var bu kolyede..
Çünkü ben bu şehre, bu şehrin her köşesine aşığım..

* Asıl İstanbul ve tarih kokan takılar yapan Müge abla ile ilgili haberim yakında burada olacak..

30 Nisan 2010 Cuma

Büyükada'da Bir Gün


Büyükada..
Gittiğim zaman dönmek istemeyeceğim nadir yerlerden biri..
Her sokağında, her adımda çocuk olduğum..
Mis kokulu Ada..


Giderken hem çok sevinirim, (sevinçten yolun ortasında zıplayacak kadar), hem de üzülürüm, gün sonunda dönülecek diye..


Bu sefer plan başkaydı aslında, tokalarım da yanımdaydı..
Büyükada sokaklarına kısmet oldu..


Bisikletle tepeye çıkmadan önce bu fotoğraflar.. Zira çıktıktan sonra pek halimiz kalmadı :)


Saçımdakiler masal esintili..
T-shirt'üm Alice temalı.. "Wonderland'de bir gül boyayıcısı.."


Önünde durduğum kapının tokmağının zerafetine dalıp gidiyorum. Parmağında yüzük bile var..


Sevgilim zor ayırıyor beni kapıdan..
Yola devam ediyoruz..


Adanın kedilerine yemek vermeden dönülmezki.. Bir dahaki gelişinizde karşılamazlar sizi yoksa..
Küsüp, kırılırlar..


Her ev, eski bir anıdır benim için Ada'da.. Issız gibi gelir bana sokakları.. Kapalı olan her kapının ardındaki yaşamı merak ederim burada.. Evet yalnızca burada.. Sonsuza dek yaşamak isteyeceğim yerde..


Modernleşen evlere bakarım hayretle sonra.. Tarihi dokusu zedelenmez Ada'da..
Zedelerlerse yaşayamazlarki Ada sakinleri..


Masal gibi pencerelere, kapılara dalıp giderim sonra..
Büyükada, masalım.. Toz pembe hayalim..
Türk filmlerindeki pembe panjurlu ev kıvamında severim ben Ada'yı..


Beni Ada'dan ayırmak için hayli dil dökmek gerekir..


Hüzünlenirim dönerken.. Ayaklarım geri geri gider..




Mekan: Büyükada.
Fotoğraflar, canım sevgilime; düzenlemesi, bana ait.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Büyükada Arkamdan Bakar


2010 Yılı Avrupa Kültür Başkenti olması açısından bu aralar İstanbul ile ilgili kitaplar okuyorum sıklıkla..
Şu ara Büyükada'dayım mesela, 'Büyükada Arkamdan Bakar'.. Fotoğraf sanatçısı Alberto Modiano'nun kitabı.. Adaya aşık bir fotoğrafçının kitabı..

Kitabın arka kapağından;

Hayatımın ilk 25 yılını ve o her bir yılın üç mevsimini Büyükada'da geçirdim. İlk kez bisiklete binmeyi, arkadaşlıkları, erik çaldığım ağaçlardan düşerek dizimi kanatmayı, yüzmeyi, boğulmamayı, güneşlenmeyi, ölmez komşulukları, sevgiyi ve paylaşmayı Büyükada'da öğrendim.
...
Büyükada'nın bir tarih, yitik değerler diyarı ve sevgi adası olduğunu bu kitapta yaşayabilirsiniz.
 
Yazarın bir röportajına buradan, web sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz.
 
Benim yaptığım Büyükada tacını da buradan görebilirsiniz.

28 Mayıs 2009 Perşembe

Büyükada ve Abartıyorum yavaştan..

İstanbul'da yaşayan bir çift gösterin ki bana Büyükada'nın onlarda hatırası olmasın..

Büyükada'yı zaten çok severdim, sevgilimle gider olduktan sonra çok daha sevdim..

...ve bana Büyükada'yı hatırlatan bir taç yaptım dün akşam.. Birden geldi öyle, bisikletin etrafı flulaştı, bisiklete odaklandım ve tacın üzerine monte ettim hemen :)

Son taçlara bakarsanız, hafiften "abartıyorum" sinyalleri veriyorum ;)
Burada da :)