istanbul arkeoloji müzeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul arkeoloji müzeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2011 Çarşamba

Gönlümdeki Osman Hamdi Bey


Osman Hamdi Bey..
Benim için değeri ölçülemeyecek bir figür. Öyle ki, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda temsil edilen oyun sırasında gözyaşlarımı tutamadım.. 
Onun arkeolojiye, resme bağlılığı beni hep derinden etkilemiştir. Osman Hamdi ile ilgili yazdığım, onu anlatmaya çalıştığım yazı için tıklayınız.


"Gönlümdeki Osman Hamdi Bey" adlı oyunun beni böylesine etkilemesinin sebebinin, figürlü resmin ilk temsilcisi, müzeci, arkeolog ve Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurucusu Osman Hamdi Bey'i tanırdım tanımasına ama onun hiç bilinmeyen yönlerini, aile yaşantısını, arkadaşlık ilişkilerini ve aşklarını da anlamak olduğunu düşünüyorum.

Hep, saygı duyulması gereken bir figür olduğunu düşündüğüm Osman Hamdi Bey ile tanışıp, bir birey olarak varlığını kabul ettiğim an, oyunun sonunda avuçlarım patlayıncaya kadar alkışladığım andı. Tabi harika oyunculuğu ile Tolga Yeter'e şapka çıkarmak lazım..


Oyun başladığında, Tolga Yeter'i Osman Hamdi rolünde benimseyemedim bi'kaç dakika ama Tolga Yeter, rolünün hakkını 'yeter'ince verdi ve deyim yerindeyse bizi ağlatana kadar oynadı.

İlk perdenin neşesini, heyecanını, 2. perde de oyun da bitecek ve Osman Hamdi gidecek endişesiyle mi izlediğimden nedir, hüzün aldı. 


Dramaturgluğunu Özge Ökten’in, sahne tasarımını Nilgün Gürkan’ın, kostüm tasarımını Feyza Zeybek’in, müziğini Selim Can Yalçın ve Barış Manisa’nın, ışık tasarımını Kemal Yiğitcan’ın, efekt tasarımını Nesin Coşkuner’in yaptığı oyunda; Aslı Narcı, Ayşen Çetiner, Tolga Yeter, Engin Gürmen, Vildan Gürelman, Emre Narcı, Enes Mazak, Nurseli Tırışkan, Cem Uras, Ceysu Aygen, Murat Derya Kılıç, Yağız Pala rol alıyor.


Kostümler için Feyza Zeybek'i birebir tebrik etmek isterdim. Modellerin yanı sıra, kostümlerin sanki bir tuvalmişçesine fırça darbeli boyalı hallerini çok beğendim.

Oyunun fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

"Osman Hamdi Bey ve Amerikalılar" sergisi Pera Müzesi'nde 8 Ocak'a kadar gezilebilecek.

Ayrıca İstanbul Arkeoloji Müzesi, pazartesi günleri hariç ziyaretinize açık, özellikle Osman Hamdi Bey salonunu gezmeyi unutmayın. Oyunun sonunda da haykırdığı gibi İskender Lahdi'nin yurtdışına götürülmesine karşı çıkmıştır. Lahdi, müzede görebilirsiniz. 

"İskender Lahdi bizim topraklarımızın malıdır. Bizim topraklarımızda kalacaktır. Aksi halde lahdin içine girer, intihar ederim. Lahdi alan cesedimi de birlikte alır."

İlk fotoğraf, İstanbul Arkeoloji Müzeleri.
Diğer fotoğraflar, http://tiyatrodunyasi.com/

24 Haziran 2010 Perşembe

Osman Hamdi Bey ile Benim Doğum Günüm


Osman Hamdi Bey..
Arkeolojinin babası..
Öncüsü..

İşte bu ünlü ressam ve arkeologla ben, aynı gün doğmuşuz..
30 Haziran.. (bu yüzden, doğduğum günü ayrı bi'severim :) )
O benden yıllarca önce doğmuş tabi..

Aynı mesleğe gönül vermişiz farklı yüzyıllarda..
O öğretti, ben öğrendim..
Arkeoloji müzesini o kurdu, ben gezdim..
O kazdı, ben anladım..

Hakkında geniş bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

İşte o Osman Hamdi Bey, aramızdan ayrılalı 100 yıl olmuş..
Aramızdan ayrılışının 100. yılında Osman Hamdi Bey, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul Arkeoloji Müzelerinin katkılarıyla düzenlenen Tuluyhan Uğurlu konseriyle anılıyor. UNESCO’nun Osman Hamdi Bey Yılı ilan ettiği 2010’un bu önemli etkinliği Osman Hamdi Bey’in kurucusu olduğu İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bahçesinde düzenleniyor.


Osman Hamdi Bey bu konserde ressamlığının ötesinde arkeoloji ve müzecilik alanında yaptıkları ile öne çıkarılıyor. Osmanlı topraklarında bulunan ören yerlerinde ilk kazıları başlatan, bunları kurduğu “Müze-i Hümayun-İmparatorluk Müzesi”nde sergilemek için bugünkü Arkeoloji Müzesi binasını yaptıran Osman Hamdi Bey’in gerçekleştirdiği en büyük projesi ise “Asar-ı Atika Kanununu” çıkarması. Bu yasa ile Osmanlı topraklarında bulunan arkeolojik eserlerin yurt dışına çıkışını yasaklatan Osman Hamdi Bey, aynı zamanda bugünkü Güzel Sanatlar Akademisi, Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurucusu.

Tuluyhan Uğurlu, Osman Hamdi Bey Anma Konserinde müzik ve görüntülerle topraklarımızda bulunan uygarlıkları anlatan çok önemli bir çalışmasını seslendirecek. GÜNEŞ ÜLKE ANADOLU isimli eserde bilgilendirici edebi metinlerle Anadolu’nun 10.000 yıllık tarihi anlatılacak.

Konserde Tuluyhan Uğurlu’nun piyanosuna kavalda Murat Toraman, viyolada Doğukan Çokşeker, gitar ve yaylı tamburda Uğur Varol, kontrbasta Umut Sel ve vurmalı enstrümanlarda Gürkan Özkan eşlik ediyorlar.

Osman Hamdi Bey 100. Yıl tanıtım videosu için tıklayınız.

20 Şubat 2010 Cumartesi

Disk Atan Atlet'in Anımsattıkları..


T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin The British Museum ile ortaklaşa yürüttüğü çalışmalar sonucunda "Disk Atan Atlet" heykeli TÜRSAB'ın ana sponsorluğuyla İstanbul'a geldi. Heykel, 04 Nisan 2010 tarihine kadar İstanbul Arkeoloji Müzeleri Klasik Bina'da ziyaretçilerle buluşacak.

Discobolus, ideal güzelliği yansıtmasının yanı sıra sonsuza kadar genç kalan bir atletin denge, uyum ve mükemmel oranlar fikrinin de vücut bulmuş halidir.


M.Ö. 5.yy'da yaşamış ünlü Yunan heykeltraş Myron'un yaptığı bilinen fakat günümüzde kayıp olan bronz bir heykelin kopyası olan Discobolus heykeli antik Yunan dünyasının ideal güzellik kavramını yansıtır. Heykel yalnızca elindeki diski fırlatmaya hazırlanan bir adamı tasvir etmez; daha çok, kafa, gövde ve uzuvlar bir dizi birbirine zıt kuvvet halinde sıralanmıştır. Heykelin duruşu, denge, uyum, simetri ve oran gibi önemli idealleri simgeler.

Ayrıntılı bilgi çok yakında Parkeoloji'de.


Geldiğinden beri çok görmek istediğim Dicobolus'u görmeye gittim..
Discobolus'un her bir dönüşünde, diski geriye doğru her gerişinde, her parmak ucuna basışında, dizini her kırışında üniversitem geldi aklıma.. Celal hoca geldi, Filiz geldi, Alicem, Zehra, Cem, Hüseyin, Rabia, Nurhan, arkadaşlarım.. Mehmet hoca, Ayşem hoca, Bahadır hoca.. Laodikeia geldi sonra..


Esengül hoca Yunanca öğretti bir yandan.. Mustafa hoca türkü söyledi, Sedat hoca zift gibi çayla sigarasını içti.. Bilal hoca arkeoloji aşkını parlattı yine gözlerinde..


Tozu, toprağı özledim..
Hem de ne özlemek..