Mustafa Kemal Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mustafa Kemal Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2010 Salı

O daima Şıktı..


Ata'nın fotoğrafları varya yurdumun her köşesinde..
Ben bakakalırım işte o her fotoğrafa..
Şıklığı tartışılmaz bir liderin çocuğu olmaktan gurur duyarım hep..
Şapkalar var aklımda şimdi..

Bu toprakların her köşesinde, her mekânında bir Gazi Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafı karşımıza çıkıverir...
Ekranlara yansıyan belgesel görüntülerde de Mustafa Kemal Atatürk geçiverir sıklıkla... Aslında, gelip geçen biraz da şıklıktır!...
Bazen tiril bir takım elbisedir, bazen özenle seçilmiş bir şapka, kimi zaman yakaları ceketin yaka üstüne düşmüş bir gömlek, kimi zaman da rugan ayakkabılar, uyumlu kravatlar.. ve çok özel gecelerde takıştırılan fraklar, siyahlar... Festen kalpağa, kalpaktan şapkaya bir ülke ömrü gibi geçirilen hayat, bir 57 yıl...

Pelerin ilk kez Mustafa Kemal Atatürk'ün sırtında görülmüştür, golf pantolonlar, ipek iç çamaşırlar, kırmızı astarlı ayakkabılar, hatta süslü kırbaçlar...

Hayaller kurarken, bir yurt ararken, bir ülke inşa ederken, tek lüksü ve zevki şıklık olan, giyinmeyi bir hobiye dönüştüren, kelimenin tam anlamıyla kıyafetine özenen, hatta sökük düğmeye dahi tahammül etmeyen Atatürk, sadece kuralların, kanunların, yürütmenin değil, kostüm, kıyafet ve şıklığın da önderi olmuştur sanki...

O halde vakit kaybetmeden harekete geçilmeli, tanıklara, fotoğraflara, hikâyelere ve kanıtlara başvurularak bir belgesel- kitap hazırlanmalı, kuşaktan kuşağa aktarılmalıydı... 1989'da Hasan Yelmen ve Emre Kongar röportajlar yaptı...
Ve anlatılanlar hemen hemen 20 yıl tozlu raflarda kaldı... Hayat, anlatılanları gölgede bıraktı, işler girdi, meşgaleler eksik olmadı. 2010 başında tüm bu belge ve kayıtlar yeniden ortaya çıkartılarak Nebil Özgentürk ve arkadaşlarına teslim edildi. Açıkçası ekibimiz de onur duydu ve kollar sıvandı...

Tozlu raflardan çıkıp 2009'un sonlarında tozu alınmaya başlayan ve ayağa kalkan Gazi'nin Son Tanıkları Anlatıyor; O Daima Şıktı artık hayata ve kuşaktan kuşağa geçebilecekti. Ve Bir Yudum İnsan Yayınevi'nce hazırlık öyüsü belgeseli ile beraber bir kitap hazırlandı.

Gazi'nin Son Tanıkları Anlatıyor:
Altemur KILIÇ: Deri ceketi Türkiye'ye ilk defa Atatürk getirdi.
Bedia MUVAHHİT: Atatürk Piyes yazdı, biz oynaduk...
Cemal KUTAY: Tanıdığım Atatürk ve merhamet hissi.
Cevat Memduh ALTAR: Seyahatler için golf pantolon...
Füreya KORAL: Siyah pelerinli Atatürk
İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL: Protokol yarı devlettir...
Müzeyyen SENAR: Köşküm var deryaya karşı...
Sabiha Gökçen: Pilot olmadan önce soyadım 'Gökçen'di..
Sadi IRMAK: Atatürk, bir zaman ustasıydı...
Nadir NADİ: Bir gazete bir tarih...

Kitabı buradan indirimli olarak alabilirsiniz.
Ayrıntılı bilgiye ise, buradan ulaşabilirsiniz.
Fotoğraflar, buradan.

2 Şubat 2010 Salı

"Veda"


Müziği ve fragmanının büyüleyici etkisi ile boğazım düğüm düğüm yazıyorum bu tanıtım yazısını..
Atatürk'ün adını duymam yetiyor gerçi, gözlerimden akan yaşları engelleyememe..


Sabırsızlıkla beklediğim bir film..

Atatürk'ün hikayesi olduğu için..
Sırf müziği bile boğazımı düğüm düğüm ettiği için..


Kostümler..
Ata'mın kostümlerini, o dönemin kostümlerini görüp ilham almak için..
Tüm yıl olmasa da önümüzdeki Kasım ayında o dönemin giysileriyle Ata'mı anmak için..
Fotoğraflardan bile burnuma gelen sandık kokusunu iyice sindirmek için..
Ata'mı daha iyi tanımak için..
Sabırsızlanıyorum ben..

Düşünsenize Kasım ayında Atatürk ve dostlarının kostümleri ile dolaşsak.. Filme bile öyle gitsek hatta..


Ata'm seni çok özledik!


26 Şubat'ta vizyona girecek olan, Zülfü Livaneli'nin yazıp yönettiği "Veda" Atatürk ile Salih Bozok'un çocukluktan ölüme süren dostluklarını konu alıyor.

Bu konu üzerinden tarihin o dönemine ışık tutmayı amaçlayan Veda, cumhuriyete giden yolun ne gibi basamaklar aşılarak geçildiğini en iyi yansıtmak ve modern zamanlarda dünyaya gelmiş en büyük liderlerden birisi kabul edilen Mustafa Kemal Atatürk'ün hayat hikayesinin beyaz perdeye en doğru biçimde aktarılması için şimdiye dek Türkiye'de yapılmış en büyük prodüksiyon ile hayata geçiyor.


Veda bir dönemi yansıtması adına çok önemli olan kostüm ve sanat yönetmenliği alanında dünyaca tanınmış sanatçılar ile çalışarak konuya verdiği önemin altını çiziyor. Ünlü Türk tasarımcı Baran Uğurlu tarafından tasarlanan toplam 12.000 parça kostüm ile Türkiye'de bir ilk olan Veda'nın saç ve makyajını ise 2007 senesinde Apocalypto filmiyle Oscar adayı olan makyöz Vittorio Sodano ve ekibi gerçekleştirdi.
 

 
*Moda Cadısı da filmin kostümleri ile ilgili bir yazı yazmıştı. 
 

Selanik’te çocukluktan başlayan arkadaşlık, önce silah arkadaşlığına sonrasında cumhuriyetle birlikte aynı ideallerin peşinde yürüyen yarım asırlık dostluğa ve ölene kadar süren kardeşliğe dönüştü. Aralarındaki dostluk o kadar büyüktü ki biri öldüğünde diğeri de hayata veda etmek istedi..
 
 
Veda, ölüme meydan okuyan bir kuşağın hikayesi. Filmde sadece Atatürk’ün hayatı anlatılmıyor, aynı zamanda bir döneme ışık tutuluyor, filmde dostluk, savaş, aşk, sevgi gibi konular ‘insan olmak’ çerçevesinde tekrar ele alınıyor. “Veda” Salih Bozok’un anlatımıyla, bu dostluğun, Atatürk’ün hayatının dönüm noktalarının, vatanı kurtarmak için ölüme meydan okuyan bir kuşağın komutanının hikayesi..
 
 
Senaryosunu Zülfü Livaneli’nin yazdığı ve yönettiği filmin görüntü yönetmenliğini Peter Steguer yaptı. Müzikler yine Zülfü Livaneli’ye ait. Çekimlerine 27 Ekim’de başlanan filmin senaryo çalışması 3 yıl sürdü ve çekimler 7 haftada tamamlandı.
 
 
İtalya’dan ekipleriyle gelen Aldo Signoretti ve Vittorio Sodano saç ve makyajı yaptı. Veda için Türkiye’ye 1200 kg makyaj malzemesi geldi. Bu proje için 150 adet gerçek saçtan peruk yapıldı. Makyaj ve saç ekibi için 2 mobil kuaför ve makyaj salonu ve 1 adet makyaj laboratuarı özel olarak tasarlandı ve üretildi.
 


Tamamı yerli sermaye ile hazırlanan projede, 13 kişilik İtalyan ve Alman teknik ekip görev aldı. Türkiye’de ilk defa bir prodüksiyon için 12000 parça kostüm ve aksesuar Baran Uğurlu tarafından hazırlandı. Kostümler en ufak ayrıntısına kadar gerçeği yansıtabilsin diye dönemine uygun olarak eskitildi, renklendirildi, işlendi.
 


Devamlı çalışan 29 araç, 98 kişilik ekip ve 2000 kişilik figurasyonla Türkiye’nin en kalabalık prodüksiyonu gerçekleştirildi. “Veda” çekimleri, Ayvalık, İzmir ve Antalya’da gerçekleşti. Savaş sahneleri doğal plato olan Seferihisar’da çekildi. Uşakizade Köşkü gibi gerçek mekanların yanısıra Atatürk’ün arabası ve vagonu da çekimlerde kullanıldı.
 
 
 
Oyuncular

Sinan Tuzcu (Atatürk 17-44)
Serhat Mustafa Kılıç (Salih Bozok)
Dolunay Soysert (Zübeyde Hanım)
Ezgi Mola (Latife Hanım)
Özge Özpirinçci (Fikriye)
Burhan Güven (Atatürk-57)
Fikret Kağan Olcay (Atatürk 6-7)
Bartunç Akbaba (Atatürk 10-13)

Film Ekibi

YAZAN-YÖNETEN: Zülfü Livaneli
YAPIMCI: Tibet Kaan Demirtaş, Özkan İpek
YAPIMCI: Sevda Kaygısız
GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: Peter Steuger
SANAT YÖNETMENİ: Hakan Yarkın
EDİTÖR: Ulaş Cihan Şimşek
MÜZİK: Zülfü Livaneli
KOSTÜM TASARIM: Baran Uğurlu
YARDIMCI YÖNETMEN: Yağız Akaydın
IŞIK ŞEFİ: Engin Altıntaş
SES: Levent İntepe
MAKYAJ: Vittorio Sodano
SAÇ: Aldo Signoretti
KEY-ART & WEB: Emrah Yücel - Iconisus

http://vedafilm.blogspot.com/ (resmi blog)
http://www.facebook.com/vedafilm (resmi facebook sayfası)
http://www.flickr.com/photos/vedafilm/ (filmle ilgili geniş fotoğraf arşivi ve sahne arkası görüntüleri)
http://www.twitter.com/veda_film (resmi twitter adresi)
http://www.vimeo.com/vedafilm
http://www.vedafilm.com/ (filmin resmi web sitesi)

---------------------------------------------------------------------------------------

Filmle ilgili tüm ayrıntılar için Ali Güracar'a sonsuz teşekkürler.

16 Nisan 2009 Perşembe

Mustafa Kemal Atatürk

Çocuk ruhunu gözlerinde görebildiğim en sevdiğim fotoğrafın.. Ne büyük gurur duyuyorum bir bilsen, senin gibi bir liderin çocuğu olmaktan..

Ve.. Evimizin salonunda duran fotoğrafın.. Geleceğe baktığın, geleceğe bıraktığın fotoğrafın..
Nur içinde uyu Ata'm, tüm özlemlerimizi unutturacak kadar huzurlu uyu..

İkilemi olmayan tek konu: Atatürk

Teşekkürler Öykü..

6 Kasım 2008 Perşembe

İKİLEM'İ OLMAYAN TEK KONU: ATATÜRK ...

31 Ekim'de Mtv'de İkilem programı doğal olarak Atatürk ile ilgili bir yayın yaptı. İzlemeyenler için videosu burada. Programın sunucusu Toprak Sergen Taksim Meydanı'nda 29 Ekim ile ilgili röportaj yapıyor ama etraf sessiz. Gündüz kutlama yapılamıyormuş, yalnızca akşamlarıymış diyor..

Sonra 70'ine -belki de 80'ine- merdiven dayamış yaşlı bir amcaya uzatıyor mikrofonu;

"Bugünlere kolay gelinmedi" diyor amca, tüylerimi ürperten ağır çekim bir sahne eşliğinde... Ne kadar haklı. Kaç kişiden daha duymak gerekiyor bu cümleyi bilmiyorum.

Bu konuşmadan sonra, "Bunları biliyor muydunuz" bölümü başlıyor.

Norveçcede "Atatürk gibi olmak" diye bir deyim olduğunu,

Bir röportajda; "Milletler Cemiyeti'ne üye olmayı düşünüyor musunuz" diye sorulduğunda, "şartlarımızı koyarız kabullerine bağlı, biz müracaat etmeyiz üye olmak için, davet gelirse düşünürüz" dediğini ve bunun üzerine yasanın değiştirildiğini, üyeye davet edilen ilk ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu,

1922'de İngiltere'nin Türk düşmanı olarak bilinen başbakanı, "arkadaşlar yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk Milletine nasip oldu, Mustafa Kemal'in dehasına karşı elimizden ne gelir" dediğini,

1922'de İngiliz Generalı, "ben şimdiye kadar 15 hükümdar ve Cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım, bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal'de büyük bir ruh kudreti var" dediğini,

Atatürk'ün, ölümünden bir buçuk yıl kadar önce, üçüncü Türk Dil kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Geometri kitabını yazdığını ve bu 44 sayfalık yapıttaki boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesit, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı,eksi, çarpı, bölü, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe gibi terimlerin Atatürk tarafından türetildiğini, (Tübitak'tan alıntıdır)

1938'de Ata'nın ölümünde Tahran Gazetesi'nde yayınlanan bir yazıda "Allah bir ülkeye yardım etmek ve elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi bir lider getirir" dendiğini,

2000'de ABD Başkanının Milenyum mesajında "Milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür, çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir" dendiğini biliyor muydunuz?

Güzel bir programdı işte, çok beğendim. Özellikle "Bunları Biliyor muydunuz?" bölümü.
Kaç gündür bu yazıyı bitirmek için bekletiyorum. Bitmiyor, bitemiyor. Bitebilecek gibi değil. Bitmesin de...

Programda Ülkü Adatepe'nin 'Atatürkçüğünü' anlattığı kısmı dikkatle izleyin. Son zamanlarda gündemde olan Mustafa belgeseli ile ilgili aklıma takılan soru, 'çocuklar Atatürk için ne düşünür? Fikirleri değişir mi? oldu. Çocuk gözüyle Atatürk'ü Ülkü hanımdan bi'dinleyin...

O kadar yoğun bir konu ki, ifade edemiyorum hislerimi, duygularımı... Gözlerim dolu dolu yine, adı geçti ya Atamın, boğazımın düğüm düğüm olma sebebi...
Salonumuzda yer alan ve göklere bakan fotoğrafını seyrediyorum... Bizden umutlu, asla ama asla yalnız değil...

"Ey Türk Gençliği, birinci vazifen Türk İstiklalini, Türkiye Cumhuriyeti'ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir..."