aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2012 Çarşamba

Kız Kumu, Hüzünlü Sonu


Hüzünlü pek çok aşk hikayesi, pek çok efsane dinledik büyüklerden. Bir çoğu kitap aralarında sararan sayfalara not edildi.
Marmaris'in Kız Kumu efsanesi de alıp, başka diyarlara götürür, her dinleyeni, her okuyanı..

28 Aralık 2010 Salı

Mitolojik Aşk Hikayeleri

Kenarlarından sararmaya başlamış mitoloji kitabımı yeniden açtım bugünlerde. 

Kulaklarımda yankılanan, Bilal Söğüt[1]’ün aşkla anlattığı o efsanelerle beraber açarken sayfaları, hatırladım ki ben en çok mitoloji dersini sevmiştim. Diğer dersleri de sevmeme, anlamama yardımcı olan, hala daha işime yarayan mitoloji dersini sevmiştim en çok, o sınıfımız bile belli olmayan, Pamukkale Üniversitesi’nin koridorlarında ders için beklerken.. 

E ilk öğrenciler olmak kolay değildi elbette.. Ne kadar da mutluyduk, birazdan öğreneceğimiz efsaneler için. Bilal hocanın gözlerinden fışkıran enerji bize geçer, en çok da Hierapolis’in Sacra Via[2]’sında sözlerinin ardından koşarken bulurduk kendimizi.

Derdi ki: “Zeus, tanrıların tanrısı, bir kızı sevdi..”

Ben hala hatırlıyorsam o efsaneleri, Zeus’un aşklarını, bize verdiğin özendendir, bize geçirdiğin arkeoloji aşkındandır Bilal hocam..

İşte şimdi en güzel aşk hikayelerinin, düğün hazırlıklarının varolduğu Düğün Planım adlı sitede, -belki bir gün de kendi hikayemi anlatırım- mitolojik aşkları anlatıyor olacağım. Her birine ayrı gelin tokası ile..

İlk hikayeyi buradan okuyabilirsiniz: Apollon - Daphne.


[1] Yrd. Doç. Dr. Bilal Söğüt. Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi.
[2] Kutsal Yol.

4 Temmuz 2009 Cumartesi

14 Şubat 2009 Cumartesi

Aşk..

Sevgi emek ister..

Yaklaşık 4 yıl önceydi, bana bu kadar zamandır fedakarlık yapan, ilişkimize emek harcayan sevgilimle tanışmamız.
Karşılık beklemez mi hiç insan? Beklemezmiş..

Onu tanıyana kadar ben hep kederi yakıştırırdım aşka. Aşık olmayı ağlamak, huzursuz olmakla eşit sanırdım. Değilmiş.

Çevremdeki ilişkiler hep bir bencillikle başlar, ama kısa bir süre sonra 'aman efendim sen daha iyilerine layıksın' söylemiyle biterdi. Dinler dinler üzülürdüm. Dosdoğru bir ilişki yaşayamayacağımı sanırdım. Ta ki 4 yıl önceye kadar.
'Ağla Sevdam' kıvamında bağlandım ona.

Beni sen al
Yeminim var
Kül oldum, söndüm
Ateşine sar
Sar, al beni sana sar
Bana sensin yar..

Bunda da hüzün var değil mi? Ayselimin altını çizdiğinden mi, yoksa Yusuf Taşkın'ın sesindeki buğudan mıdır bilemem.. Hüzün olacak illa her aşkta. Özlem olur bir kere değil mi? Bazen dakikalar yıllar olur.. O da hüzündür, hem de en ağırı..

Neyse, herkese hüzünsüz aşklar dileğimle..

Bütün sevenlerin, yalnızca birbirlerine değil, aynı zamanda aynı yöne de bakabilen tüm sevgililerin, dostların, arkadaşların, annelerin, babaların, kardeşlerin 'sevgi günü' kutlu olsun. Öpüyorum hepinizi!

*Dipnot: Bu da böyle özel bir yazı oldu.

5 Eylül 2008 Cuma

Nihayet ! :)


Evet.. Sonunda başlıyorum yazmaya, paylaşmaya..

Bu yaz hem hareketli hem de durağan geçti. Zaman zaman huzursuz, zaman zaman hüzünlü, zaman zaman da üzgün oldum, ama en çok mutlu oldum. Sevdiklerimi, sizleri özledim. Yeni bir blog yazarı iken, sizi özledim diye dönen diğer blog yazarı arkadaşlarıma şaşırırdım. Oysa ne kadar haklıymışlar. İki yazdır ben de çok özlüyorum, yazamadığım, okuyamadığım her gün özlüyorum sizleri.. Bir sürü şey yaşamışsınız ben yokken.. İyi ya da kötü, yanınızda olamadım, isteğim dışında belki ama (internetsizdim buralarda yokken) o kadar üzüldüm ki yanınızda olamadığım için. Telafi edeceğim inşallah :)

Bir sürü film izledim tatil boyunca, kitap okudum, sudoku ve çengel bulmacada şampiyonalara girecek dereceye geldim :) vs.

İki film önereceğim demişim ama aslında 1-2 film olacaktı o. 2'den fazla film var aslında sizinle paylaşmak istediğim.. Yeni değiller ama çok da göze batmadılar sanırım.

Başlayalım bakalım :)

İlki, 2004 yapımı.

Eternal Sunshine Of The Spotless Mind / Sil Baştan. Aslında bu filmi tatilden çok önce izlemiştim ama madem film paylaşacağım sizinle bunu ilk sırada önermek istedim. İzlemeyen kalmasın derim ben. Karmaşık ama çok güzel bir aşk filmi.
"Onu aklından çıkardın, peki ya kalbinden?"
İkincisi de bir aşk filmi, 2007 yapımı. P.S. I Love You.
Çok yakın bir arkadaşımla izledik, boğazımız düğüm düğüm.. Başı ve sonu iyiydi; ortadaki boşluğu da bi'şekilde doldurmuşlar işte. İzlenebilir diyelim ;) Ben beğendim :)
Üçüncüsü, yaşamın ve ölümün anlamını suratımıza bir tokat gibi çarpan, 1999 yapımı bir film: Tuesdays With Morrie. Jack Lemmon'ın oyunculuğuna hayran kalacaksınız. Filmin vermek istediği "Nasıl öleceğini biliyorsan, hayattan nasıl zevk alacağını da bilirsin."

Dördüncü film ise, 2007 yapımı müzikli bir gerilim; Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street.
Aslını söylemek gerekirse müziklerin ağır bastığı bir film olduğu için şüpheliydim ama Johnny Depp beni yanıltmaz dedim, öyle de oldu. Kanlı sahneler var ama o kadar da rahatsız olmadım, pek bakmadım o kısa sahnelerde belki de ondandır. Onun haricinde çok beğendim, kostümler, mekanlar çok çok güzel. 2 Altın Küre Ödüllü bir film ne de olsa :)


Beşincisi, I'm Legend. 28 Hafta Sonra adlı film ile konuları benzer. Hatta yayınını bu yüzden geciktirmişler. Onu izlemedim ama bu film gerçekten tavsiye edebileceğim bir film. İnsan kötü oluyor başlarken.. Issız sokakta dolaşan biri.. Devamı filmde :)