arkadaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2011 Salı

"Düğün" Vol. 1: Bekarlığa Veda

 
1 ayı geçti veda edeli.. Hatta evleneli 1 ay oldu :) Ama ben ancak yazabiliyorum..

Öncelikle veda gecemi 'hadi 45'lik'te yapalım' deyip, hayatımın en eğlenceli günlerinden birini yaşamama sebep olan Serap'a ve o akşam beni yalnız bırakmayan -yanımda olanların dışında twitter, facebook ve mesajla- herkese koskocaman teşekkürler :) Çok ama çok eğlendim, hatta bağırarak şarkı söylemekten sesim kısıldı.

Şimdi o geceden fotoğraflar..













Gülenler ve ağlayanlar, ne ararsanız o gece 45'lik'teydi :)
















45'lik'ten bir görüntü 



 
 

Sizi çoooooook seviyorum!! :)
Daha fazla fotoğraf için, Facebook profilimi ziyaret edebilirsiniz.

23 Şubat 2010 Salı

Serap'ın Marifetleri


Ne yapsa beğeniyorum, içim gidiyor, sonra o bana da yapıyor :) Serap'tan bahsediyorum. Onunla, benim için taaa nerelerden İdealtepe'deki kermese gelmesiyle tanıştık ve o günden beri de ayrılmadık :)

Aldığı kıyafetlere illaki ufak bir dokunuş da olsa farklılık katmayı çok seviyor. Üstteki elbiseden kendisine süslemişti. Ben çok beğenince, bana da süsledi :) Kermese geldiğinde alttaki jean ceketi vardı üstünde, zaten daha önce blogunda görüp, vurulmuştum. Ondan da yapıp, sürpriz olarak getirmişti ilk buluşmamızda :) Ayıla bayıla giyiyorum ceketimi :) Elbisemi henüz giyemedim, havalar ısınsın diye beklemedeyim.


28 Temmuz 2009 Salı

Flame'den Sürpriz Hediyelerim :)


Dün hiç beklemediğim bir anda, hiç beklemediğim bir kutuyla karşılaştım..
Mutluluktu bu..
Üzerindeki isim Alev'di..
Flame..

Yaklaşık 2 senedir konuşup, yazışıyoruz Flame ile..
Kutuyu parçalarcasına açtım resmen :)
Kutunun içinden hepsini aniden çıkardım, sonra sindire sindire baktım hepsine..
Nasıl heyecanlandım anlatamam..
Babam paketin var dediğinde promosyon bir paket bekliyordum, o sandım.

Canım benim, her biri için kocaman teşekkürler sana..
Nasıl güzel her biri.. Nasıl özel..
Ne kadar teşekkür etsem az..
Ne kadar güzel bir sürpriz oldu benim için..
Çok çok teşekkürler..
Beni unutmadığın için çok çok teşekkürler sana..
Şu an Frappe'mi yudumluyorum senin tarifinle ;)

--------------------------------------------------------------------------------


Lilibebek Suzy geçen gün bana tılsımlar göndermişti..

"Eğer peri olsaydım arkadaşlarım ve sevdiklerime mutluluk, huzur, sevgi, sağlık ve aşk tozu tılsımları dökerdim sihirli değneğimle, ya siz ne dilerdiniz?" diye sordu..

Ben de Suzy'ye katılıyorum ve aynı dileklerde bulunuyorum.
Ayrıca, buzlu frappe'den dolayı rahatsızlanan Flame'ciğime de bir an önce iyileşsin tılsımları gönderiyorum..


Fotoğraf

28 Ekim 2008 Salı

Canım Murano'larım


Efendim bu güzel haberi, güzel bir olayla pekiştireyim dedim: Fi tarihinde Sinem'ciğim tarafından gönderilen ve benim yazmakta geciktiğim Muranolarımdan bahsedeyim :)

Canım, ince ruhlu, kibar arkadaşım gittiği İtalya seyahatinden beni unutmayıp, dünyaca ünlü Murano cam boncuklardan getirmiş. Hazır takı değil; yapmayı seviyorum diye boncuk... Düşünceli arkadaşım benim..

Renkleri o kadar güzel ki, görür görmez "Persepolis" filminin afişini hatırlattı bana. Bu yüzden beraber fotoğrafladım onları.
Filmi de bir ara izleyip, yorumumu yazacağım..

Çok düşündüm, boncuklarımdan ne yapayım diye.. Uğurlu saydım onları. Bu yüzden hep ya da en azından sınavlarımda ve benim için önemli günlerde yanımda taşıyabileceğim bi'şey olsun istedim. Anahtarlık olarak çanta kullanıyorum ben, bu yüzden anahtarlık olmadı. Çok takı takan biri de değilim :) Öyleyse sırayla lastik misinaya dizilip, her an yanımda taşıyabileceğim bir bileklik oldular..

Çok seviyorum boncuklarımı, şimdiki halleriyle bilekliğimi :)
Canım arkadaşım, düşüncelim.. Çok ama çok teşekkür ediyorum sana..
İyi ki tanımışım seni..

21 Ekim 2008 Salı

UluslararasI ArkadaşLIk Ödülü / Friendship Around The World Award


Uzun zaman yazmadım, yazamadım.. Tek bir konuya odaklanılsın istedim belki de ama hayat devam ediyor.. Hepimizin de elinden bu kadarı gelebiliyor; kan vermek ve tanıdıklarımıza haber salmak.. Hayat işte..

Dünya çapında blogger arkadaşlarımızı tanıtmak amaçlı bir ödül var. Bana bu ödülü layık gören sevgili Zilsiz Zarife'ciğim, sevgili Nazo'cuğum, sevgili Craft Woman'cığım ve sevgili Lacheen'ciğime çok ama çok teşekkür ediyorum.

Sevgili Egeli'ye ise, ayrıca teşekkür ediyorum.. O kadar duygulandırdı ki beni, bu ödülü bana layık görmesinin altında yatan sebep.. Çok çok teşekkürler sevgili Egeli'ciğim..

Sevgili Çocuklaçocuk'cuğumdan da gelmiş ödül; çok ama çok teşekkürler..

Şimdi benim de bu ödülü dağıtmam gerekiyor. Bana yollayanları ve onların listelerinde olanları yazmamaya çalışacağım ki aynı kişiler etrafında dönmesin ödül.. Yine de gözden kaçanlar olabilir, şimdiden özür diliyorum.. Ama oyun bu :)
İşte bir uzun liste de benden :)

# Açalya
# Archi*Sugar
# Aslı'nın günlüğü
# Ağaca Bir Taş Attım
# Crebro
# Çocukla Çocuk
# B5
# Bembi'nin Eskiz Defteri
# Deniz
# Elim Kolum
# Esra
# Figen
# Fikrimin İnce Gülü
# Flame
# Haydins
# Işitme Kaybı
# Mehmed Kaan ve Annesi
# Mutfakta Zen
# Nalan Ablacım
# Palyanço
# Perili Köşk
# Pi-nik Kuş
# Pure Absinthe
# Sanem
# Sinem Yaman
# Yasemin
# Zilsiz Zarife'cim
# Şev_Lal

Hepinizi çok seviyorum..

10 Ekim 2008 Cuma

DAYAN KOCA ADAM

Arkadaşlar Anıl’ı sahiplendik.. O artık hepimizin arkadaşı, dostu, kardeşi, oğlu, ağabeyi..

Anne değilim.. Sadece Bri'nin yerine koyabiliyorum kendimi.. Çok zor.. Sevdiğimi düşündüm, maili okuduğum tüm gece ve şimdiye kadar.. Hiç ağlamadığım kadar ağladım belki de.. Üzmek için değil, hislerini paylaştığımı belirtmek için yazıyorum.. Allah Bri'ye ve sevenlerine sabır, Anıl'a da şifa versin demekten başka bi'şey gelmiyor elimden maalesef..


Konuyu özetlemek gerekirse; kardeşimiz lösemi. Kemoterapiye ne yazık ki cevap vermemiş.

İlik nakli gerekiyor. 2 aylık bir süre öngörüyor doktorlar. Bunun için de, aşağıdaki adreslere gidip kan örneği verilmesi gerekiyor. Bunun için ücret ödenmesine de gerek yok.

KAN GRUBUNUN FARKLI OLMASININ HİÇ ETKİSİ YOKmuş arkadaşlar. Facebooktaki DAYAN KOCA ADAM adlı grupta bir arkadaş yazmış: Hastaya en uygun vericinin saptanması için doku grubu tayini yapılması için kan alınır. Doku grubu, kandaki akyuvarların (beyaz küre) üzerinde bulunan özel işaretlerdir. Bunlara HLA-doku grupları denir. Kan grubundan farklıdır. Kan grubu, alyuvarların (kırmızı küreler) işaretleridir. Doku grubu tutması için kan gruplarında uygunluk olması şart değildir. Hasta ile vericinin doku grubu tutuyorsa kan grubu farklı da olsa nakil yapılabilir.

Ayrıca, Her ilden ilçeden, özellikle ilik bankası olmayan illerimizden toplu olarak; en az 10 kişi olmak üzere 3 tüp kanı bir tıp merkezinde ya da sağlık ocağında aldırıyorsunuz ve toplu olarak İST.TIP FAKÜLTESİ TEMEL BİLİMLER BİNASI 3.KAT TIBBI BİYOLOJİ ANA BİLİM DALI İSTANBUL adresine Yurtiçi Kargo ile ücretsiz olarak gönderebiliyorsunuz...

Kan bağışı yapabileceğiniz adresler;

İSTANBUL

İSTANBUL CAPA TIP FAKULTESI

Temel Bilimler Binasi

Acil Giris Kat:2 No:10



ANKARA

Ankara Universitesi Tip Fakultesi



İZMİR

Ege Universitesi Tip Fakultesi


KAYSERİ
Erciyesi Üniversitesi Tıp Fakültesi



GAZİANTEP
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi



BURSA

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi


7 Ekim 2008 Salı

ACİL !!

Arkadaslar merhaba,

Buraya sizden yardim istemek icin yaziyorum.Cunku ne yazikki elimden cok daha fazlasi gelmiyor.Benim daha 25 yasinda hayat dolu Anil isminde bir arkadasim var.Bundan 4-5 ay once ne yazikki kendisine losemi yani bizim bildigimiz ismiyle kan kanseri teshisi kondu.

Herşeyin güzel gittiğini sandigimiz bir anda 3. kemoterapisini almak için hastaneye yattıiginda hastaligin kendini yenilemis oldugunu öğrendik....0'dan başlamis herşey..

Şu anda Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde (İnciraltı) yatıyor,verebilecekleri en kuvvetli ilacı veriyorlar...Ve sadece 2 aylık bir zaman ongoruyorlar..

2 ay içinde kemik iligi bulunmazsa ilacın çok buyuk zararlar vermeye baslayacagi soyleniyor.

Kemoterapi olmadi ne yazik ki.

Tek cozum ise ilik nakli.

Elimizde olan sure ise 60 gun

Kelimelerin tükendigi bir an olur ya iste oyle bir andayiz...

Milyonda 1 ihtimal deniyor...

Benim 1 milyon tane arkadasim yok onunda öyle,ama oyle guzel insanlar tanıyoruz ki şimdi...Yurt disindan bile biseyler yapmaya calisiyorlar.En azindan herkes kendi yakinlarina bu durumu aktarirsa belki hep beraber o milyonu bulabiliriz.

Herkes elinden geldiğince katkıda bulunuyor.Hic tanimadigimiz insanlar bizim için bir suru yeri ayaga kaldırdılar bir seyler için ,Anil icin mucadele veriyorlar.

Biri televizyonları arıyor,biri gazeteye soruyor biri forumlara yazıyor..Kimisi para toplama kampanyası başlatalım diyor..Keske sorunumuz para olsa...Paranın elde edemiyecegi birseye ihtiyacimiz var..İlige..Milyonlarca kisinin içinden cikacak olan o kisiye…

Şimdilik sadece İstanbul,Ankara ve İzmirde kan alınıp degerlere bakılabiliyor.

Facebook'ta DAYAN KOCA ADAM diye bir grup kuruldu.

Anıl icin canimiz icin iliginin uyup uymadigini ogrenmek icin sadece 1 tup kan vermeniz yetiyor.

Eger siz de Dayan koca adam diyorsaniz asagidaki adreslere gidip 10 dakika ayirmaniz yetiyor.

Simdiden desteginiz ve duyarliliginiz izin tesekkurler.

Sevgiler,



Ozlem


ANIL AYDIN icin;



İSTANBUL

İSTANBUL CAPA TIP FAKULTESI

Temel Bilimler Binasi

Acil Giris Kat:2 No:10



ANKARA

Ankara Universitesi Tip Fakultesi



İZMİR

Ege Universitesi Tip Fakultesi




BURSA

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi

3 Ekim 2008 Cuma

Ol(ma)du Baştan Deniz

Bu sefer oldu! Tam gününde hatırladım! Geçen yılki gibi sonradan özürlerle kutlamayacağım :) Çok mutluyum şimdi!
İyi ki doğmuşsun Deniz'cim!
Mutlu, huzurlu, sağlıklı bir yıl diliyorum sana; tüm ailenle birlikte!
İyi ki tanımışım seni, iyi ki tanışmışız..
Öpüldün!



*Dipnot: Blogger'ın tarihi 2 Ekim diyor ama aslında ayın 3'ü ve saat 01:48 :)
*Not: Bu arada Blogger'ın arka planındaki sorun genel mi, benden mi kaynaklanıyor anlamadım. Oysa ne güzel süsleyecektim ben bu yazıyı :(

21 Eylül 2008 Pazar

Laodikeia'da Aşk Başkadır


Laodikeia'da çıkan bir buluntu ve altına yazılan bir yorum. Taa o günlere götürdü beni. Parkeoloji'ye yazdığım yazı burada. Bir göz atın yazıya ve yorumlara.

Bir türkü var yorumlarda. Şu an devlet memuru olduğu için ismini açıklamadan bırakıyor yorumlarını canım dostum. Diğer çok yakın dostumla evli. Canlarım onlar benim. Diğerleri gibi. Biz beşimizin (bodrumda olan düğünlerine gittiğim çok yakın dostlarımın) ortak türküsüydü. 'Laodikeion' lakaplı dostum bağlaması 'hatça'yı alır eline, o çalar birlikte söylerdik.

Tüm zorlukların karşısında onunla ayakta durduk. Beşimiz, birbirimize hiç laf söyletmedik, hep koruduk birbirimizi. Hiç kimse ayıramadı bizi. İkisi yanıma geldi, İstanbul'a. Kimi geceler sabahlıyoruz anılarımızla, neler yaşadık diyoruz. Hiç kötü bir anımız yok. Varsa da hatırlanmıyor. En güzelleri, en özelleri, en komikleri hatırlanıyor. Sabahın 5'inde bindiğimiz serviste kahkahalarımız, sabahın karanlığında dağılıyordu. Mutluyduk çünkü, beraberiz diye. Beraber aşılabilecek zorluklardı onlar, üstesinden hep birlikte geldik..

Kırılsa da kanadımız
Asiye çıksa adımız
Duyan duysun bilen bilsin gülüm
Böyledir bizim sevdamız

Yüce dağlar başında mı
Zemherinin kışında mı
Şu gönlümün bir umudu gülüm
Gözlerinin yaşında mı

Zülfü Livaneli de bir başka söyler ama benim dostlarım çok başka çalıp, söyler..

Mutlu Yıllar Haydins'ciğim :)



Doğum gününü önce kendi sayfasında itiraf etsin diye bekledim :)

İyi ki doğmuşsun Haydins.. Hep mutlu ve kahkahalarla dolu bir ömür geçir.
İyi ki tanımışım seni..
Çok öpüldün!

21 Eylül 2008

5 Eylül 2008 Cuma

Nihayet ! :)


Evet.. Sonunda başlıyorum yazmaya, paylaşmaya..

Bu yaz hem hareketli hem de durağan geçti. Zaman zaman huzursuz, zaman zaman hüzünlü, zaman zaman da üzgün oldum, ama en çok mutlu oldum. Sevdiklerimi, sizleri özledim. Yeni bir blog yazarı iken, sizi özledim diye dönen diğer blog yazarı arkadaşlarıma şaşırırdım. Oysa ne kadar haklıymışlar. İki yazdır ben de çok özlüyorum, yazamadığım, okuyamadığım her gün özlüyorum sizleri.. Bir sürü şey yaşamışsınız ben yokken.. İyi ya da kötü, yanınızda olamadım, isteğim dışında belki ama (internetsizdim buralarda yokken) o kadar üzüldüm ki yanınızda olamadığım için. Telafi edeceğim inşallah :)

Bir sürü film izledim tatil boyunca, kitap okudum, sudoku ve çengel bulmacada şampiyonalara girecek dereceye geldim :) vs.

İki film önereceğim demişim ama aslında 1-2 film olacaktı o. 2'den fazla film var aslında sizinle paylaşmak istediğim.. Yeni değiller ama çok da göze batmadılar sanırım.

Başlayalım bakalım :)

İlki, 2004 yapımı.

Eternal Sunshine Of The Spotless Mind / Sil Baştan. Aslında bu filmi tatilden çok önce izlemiştim ama madem film paylaşacağım sizinle bunu ilk sırada önermek istedim. İzlemeyen kalmasın derim ben. Karmaşık ama çok güzel bir aşk filmi.
"Onu aklından çıkardın, peki ya kalbinden?"
İkincisi de bir aşk filmi, 2007 yapımı. P.S. I Love You.
Çok yakın bir arkadaşımla izledik, boğazımız düğüm düğüm.. Başı ve sonu iyiydi; ortadaki boşluğu da bi'şekilde doldurmuşlar işte. İzlenebilir diyelim ;) Ben beğendim :)
Üçüncüsü, yaşamın ve ölümün anlamını suratımıza bir tokat gibi çarpan, 1999 yapımı bir film: Tuesdays With Morrie. Jack Lemmon'ın oyunculuğuna hayran kalacaksınız. Filmin vermek istediği "Nasıl öleceğini biliyorsan, hayattan nasıl zevk alacağını da bilirsin."

Dördüncü film ise, 2007 yapımı müzikli bir gerilim; Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street.
Aslını söylemek gerekirse müziklerin ağır bastığı bir film olduğu için şüpheliydim ama Johnny Depp beni yanıltmaz dedim, öyle de oldu. Kanlı sahneler var ama o kadar da rahatsız olmadım, pek bakmadım o kısa sahnelerde belki de ondandır. Onun haricinde çok beğendim, kostümler, mekanlar çok çok güzel. 2 Altın Küre Ödüllü bir film ne de olsa :)


Beşincisi, I'm Legend. 28 Hafta Sonra adlı film ile konuları benzer. Hatta yayınını bu yüzden geciktirmişler. Onu izlemedim ama bu film gerçekten tavsiye edebileceğim bir film. İnsan kötü oluyor başlarken.. Issız sokakta dolaşan biri.. Devamı filmde :)