02 Şubat 2010 Salı

"Veda"


Müziği ve fragmanının büyüleyici etkisi ile boğazım düğüm düğüm yazıyorum bu tanıtım yazısını..
Atatürk'ün adını duymam yetiyor gerçi, gözlerimden akan yaşları engelleyememe..


Sabırsızlıkla beklediğim bir film..

Atatürk'ün hikayesi olduğu için..
Sırf müziği bile boğazımı düğüm düğüm ettiği için..


Kostümler..
Ata'mın kostümlerini, o dönemin kostümlerini görüp ilham almak için..
Tüm yıl olmasa da önümüzdeki Kasım ayında o dönemin giysileriyle Ata'mı anmak için..
Fotoğraflardan bile burnuma gelen sandık kokusunu iyice sindirmek için..
Ata'mı daha iyi tanımak için..
Sabırsızlanıyorum ben..

Düşünsenize Kasım ayında Atatürk ve dostlarının kostümleri ile dolaşsak.. Filme bile öyle gitsek hatta..


Ata'm seni çok özledik!


26 Şubat'ta vizyona girecek olan, Zülfü Livaneli'nin yazıp yönettiği "Veda" Atatürk ile Salih Bozok'un çocukluktan ölüme süren dostluklarını konu alıyor.

Bu konu üzerinden tarihin o dönemine ışık tutmayı amaçlayan Veda, cumhuriyete giden yolun ne gibi basamaklar aşılarak geçildiğini en iyi yansıtmak ve modern zamanlarda dünyaya gelmiş en büyük liderlerden birisi kabul edilen Mustafa Kemal Atatürk'ün hayat hikayesinin beyaz perdeye en doğru biçimde aktarılması için şimdiye dek Türkiye'de yapılmış en büyük prodüksiyon ile hayata geçiyor.


Veda bir dönemi yansıtması adına çok önemli olan kostüm ve sanat yönetmenliği alanında dünyaca tanınmış sanatçılar ile çalışarak konuya verdiği önemin altını çiziyor. Ünlü Türk tasarımcı Baran Uğurlu tarafından tasarlanan toplam 12.000 parça kostüm ile Türkiye'de bir ilk olan Veda'nın saç ve makyajını ise 2007 senesinde Apocalypto filmiyle Oscar adayı olan makyöz Vittorio Sodano ve ekibi gerçekleştirdi.
 

 
*Moda Cadısı da filmin kostümleri ile ilgili bir yazı yazmıştı. 
 

Selanik’te çocukluktan başlayan arkadaşlık, önce silah arkadaşlığına sonrasında cumhuriyetle birlikte aynı ideallerin peşinde yürüyen yarım asırlık dostluğa ve ölene kadar süren kardeşliğe dönüştü. Aralarındaki dostluk o kadar büyüktü ki biri öldüğünde diğeri de hayata veda etmek istedi..
 
 
Veda, ölüme meydan okuyan bir kuşağın hikayesi. Filmde sadece Atatürk’ün hayatı anlatılmıyor, aynı zamanda bir döneme ışık tutuluyor, filmde dostluk, savaş, aşk, sevgi gibi konular ‘insan olmak’ çerçevesinde tekrar ele alınıyor. “Veda” Salih Bozok’un anlatımıyla, bu dostluğun, Atatürk’ün hayatının dönüm noktalarının, vatanı kurtarmak için ölüme meydan okuyan bir kuşağın komutanının hikayesi..
 
 
Senaryosunu Zülfü Livaneli’nin yazdığı ve yönettiği filmin görüntü yönetmenliğini Peter Steguer yaptı. Müzikler yine Zülfü Livaneli’ye ait. Çekimlerine 27 Ekim’de başlanan filmin senaryo çalışması 3 yıl sürdü ve çekimler 7 haftada tamamlandı.
 
 
İtalya’dan ekipleriyle gelen Aldo Signoretti ve Vittorio Sodano saç ve makyajı yaptı. Veda için Türkiye’ye 1200 kg makyaj malzemesi geldi. Bu proje için 150 adet gerçek saçtan peruk yapıldı. Makyaj ve saç ekibi için 2 mobil kuaför ve makyaj salonu ve 1 adet makyaj laboratuarı özel olarak tasarlandı ve üretildi.
 


Tamamı yerli sermaye ile hazırlanan projede, 13 kişilik İtalyan ve Alman teknik ekip görev aldı. Türkiye’de ilk defa bir prodüksiyon için 12000 parça kostüm ve aksesuar Baran Uğurlu tarafından hazırlandı. Kostümler en ufak ayrıntısına kadar gerçeği yansıtabilsin diye dönemine uygun olarak eskitildi, renklendirildi, işlendi.
 


Devamlı çalışan 29 araç, 98 kişilik ekip ve 2000 kişilik figurasyonla Türkiye’nin en kalabalık prodüksiyonu gerçekleştirildi. “Veda” çekimleri, Ayvalık, İzmir ve Antalya’da gerçekleşti. Savaş sahneleri doğal plato olan Seferihisar’da çekildi. Uşakizade Köşkü gibi gerçek mekanların yanısıra Atatürk’ün arabası ve vagonu da çekimlerde kullanıldı.
 
 
 
Oyuncular

Sinan Tuzcu (Atatürk 17-44)
Serhat Mustafa Kılıç (Salih Bozok)
Dolunay Soysert (Zübeyde Hanım)
Ezgi Mola (Latife Hanım)
Özge Özpirinçci (Fikriye)
Burhan Güven (Atatürk-57)
Fikret Kağan Olcay (Atatürk 6-7)
Bartunç Akbaba (Atatürk 10-13)

Film Ekibi

YAZAN-YÖNETEN: Zülfü Livaneli
YAPIMCI: Tibet Kaan Demirtaş, Özkan İpek
YAPIMCI: Sevda Kaygısız
GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: Peter Steuger
SANAT YÖNETMENİ: Hakan Yarkın
EDİTÖR: Ulaş Cihan Şimşek
MÜZİK: Zülfü Livaneli
KOSTÜM TASARIM: Baran Uğurlu
YARDIMCI YÖNETMEN: Yağız Akaydın
IŞIK ŞEFİ: Engin Altıntaş
SES: Levent İntepe
MAKYAJ: Vittorio Sodano
SAÇ: Aldo Signoretti
KEY-ART & WEB: Emrah Yücel - Iconisus

http://vedafilm.blogspot.com/ (resmi blog)
http://www.facebook.com/vedafilm (resmi facebook sayfası)
http://www.flickr.com/photos/vedafilm/ (filmle ilgili geniş fotoğraf arşivi ve sahne arkası görüntüleri)
http://www.twitter.com/veda_film (resmi twitter adresi)
http://www.vimeo.com/vedafilm
http://www.vedafilm.com/ (filmin resmi web sitesi)

---------------------------------------------------------------------------------------

Filmle ilgili tüm ayrıntılar için Ali Güracar'a sonsuz teşekkürler.

Moda Sever Talih Kuşu :)


Benim de gitmeye çalışacağım :) 03-06 Şubat tarihleri arasında Santral İstanbul’da gerçekleştirilecek İstanbul Fashion Week (IFW) ve Milli Piyango İdaresi işbirliği çerçevesinde 9 Şubat 2010 tarihinde çekilişi yapılacak olan Milli Piyango biletleri İstanbul Fashion Week (IFW) için özel olarak tasarlandı.
Gelmiş geçmiş en moda piyango bileti 30 Ocak 2010 tarihinde satışa sunulmaya başlanmış.

İstanbul Fashion Week ( IFW) Komite Başkanı İsmail Kutlu,
Türk modasından dünyaya bilgi akışı sağlayan IFW’nın tanıtımı için Milli Piyango İdaresi ile geliştirilen bu işbirliğinin Türk Modasına ve Tekstiline verilen bir destek olarak kabul ettiklerini ve onur duyduklarını belirtiyor.

Kaynak

01 Şubat 2010 Pazartesi

Keçi Ayaklı Pan'dan mı İlham?



Alexander McQueen'in bu tasarımları bana keçi ayaklı, çobanların ve hayvanların tanrısı Pan'ı hatırlattı görür görmez.

Panik sözcüğü bu tanrıdan gelir. Dört bir yana saldığı gürültülerle tüm canlıları korkutur ve bir panik havası yaşatırmış. Pan, Yunanca'da bütün, tam anlamlarına gelir ki bu da tanrı Pan'ın doğanın birliğini simgelemesi anlamına gelir. Sonraları Roma mitolojisinde de Pan'ın yerini Tanrı Faunus alır.


Plutarkhos'a göre, Pan, Tiberius zamanında ölmüştür. Ki bu çağ, hristiyanlığın yayıldığı çağdır. Hem tanrı ama ölüyor. Garip değil mi, bir mitoloji için? Hristiyanlık hızla yayıldığı için artık ona inanan kalmıyor da ondan ölüyor Pan..


Pan Fotoğrafı, buradan, buradan

Sakıp Sabancı Müzesi Sömestre ve Atölye Programları


SSM Sömestre Çocuk Atölye Programı

'Venedik'ten İstanbul'a, İstanbul'dan Venedik'e Yola Çıktık' çocuk eğitim atölye çalışmaları, sömestre tatili süresince de aralıksız devam edecektir.
Ayrıca, tatil boyunca Sera Atölyesi, saat 15.00-17.00 arası, sergiyi ziyarete gelen öğrenciler ve çocuklar için, serbest atölye çalışmasına açık olacaktır. Çalışmalara aileler de çocukları ile birlikte katılabilirler. Herhangi bir rezervasyona gerek yoktur.
Sergi kitapları, müzeyi ziyaret eden çocuklara SSM tatil armağanı olarak verilecek.

Sakıp Sabancı Müzesi, eğitim atölyesini, okulların kullanımına açıyor!

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), müze bünyesinde yer alan ve dönemsel çocuk etkinliklerinin ve geçici sergiler kapsamında düzenlenen atölye çalışmalarının yapıldığı "Sera Atölye"yi, Pazartesi günleri okulların ücretsiz kullanımına açıyor. Resim dersliği bulunmayan ilköğretim okullardaki öğretmen ve öğrencilere, dersin yapılması için uygun bir ortam sunmayı amaçlayan uygulama, 8 Şubat'ta başlayacak.
Sera Atölye, müzenin ziyarete kapalı olduğu pazartesi günleri, 10:00-15:00 saatleri arasında, 3 ayrı öğrenci grubunu kabul edecek. Atölyede kullanılacak malzemeler ise müzeden ücretsiz olarak temin edilecek. Kapasitenin 25 kişiyle sınırlı olduğu atölyeden yararlanmak isteyen okulların, (0212) 277 22 00 / 137 numaralı telefondan Asuman Akbabacan’ı arayarak rezervasyon yaptırması yeterli olacak.

31 Ocak 2010 Pazar

İstanbul Isındı

Eylül'den kalma bir yazı.. Sonra Kasım gibi mantoları da gördük. Saklamışım, yayınlarım sonra diye. Fazla gecikmeden yayınlayayım o zaman bu haberi :)



Mesleklerin birbirinden ilham almasını seviyorum. Ümit Ünal'ın renkleri ve kesimleri farklı kullanabilmesinin aldığı arkeoloji eğitimiyle alakası olduğunu düşünüyorum açıkçası.

Az uğraşmadık, dönem heykellerinin kılık-kıyafetleriyle.. Kıvrımlardan tarih verme, saç duruşundan sosyal statüsüne ulaşmaya, üzerlerindeki kumaşın cinsinden saçlarındaki diademlere varıncaya kadar birçok ayrıntıyla uğraştık 4 yıl..

----------------------------------------------------

Yapı sektörüne; Mardav, Kalekim ve Dow Chemical tarafından armağan edilen Blue Safe Mavi Kale, tüm dünyada gittikçe önem kazanan enerji tasarrufu konusunda farkındalık yaratmak için bir kampanya başlattı ve İstanbul'un sembol binalarından Galata Kulesi, Haydarpaşa Garı, Sarkuysan Binası, İstanbul Üniversitesi ve Akmerkez'i tasarımcı Ümit Ünal ile birlikte 'manto' ladı.
Mavi Kale İstanbul'u 'Manto'luyor Projesi, yalıtımın küresel ısınmanın önlenmesindeki önemini ve ısı yalıtımının beraberinde getirdiği enerji tasarrufunu anlatmak amacıyla düzenlendi.


Moda serüveninden önce arkeoloji eğitimi olan Ünal'a projenin kendisine heyecan veren kısmının, eski birikimleri yeni bir yöntemle geliştirebilme olasılığının çok değerli olduğunu, projenin sosyal boyutunun da kendisini etkilediğini söylüyor.

Binaların üçü; Akmerkez, Haydarpaşa Garı ve Galata Kulesi projenin en başında önerilenlerden. Diğer ikisiyse Ünal'ın kişisel tarihinden yola çıkarak önerdiği iki yapı. Ünal, gelen önerilere neyi ekleyebileceğini düşünürken kendi tabiriyle biraz duygusal yaklaşmış: "Uzaklardan her döndüğümde gülümsedigim ve flört ettigim tek yapı Şişhane'deki Sarkuysan Binası'ydı. ‘İşte İstanbul'dayım' durumunu hissettiğim... Tünel ve Galata civarında yaşamamla da ilgili. Tabii bir de en çok yaşama şansım olan yapılardan, arkeoloji eğitimi aldığım İstanbul Üniversitesi. Bu kent ve ülke için başka bir ilkti. Önerdim ve proje sahipleri benimsedi, mutlu oldum. Çok duyumsayarak çalıştım. Galiba en iyi mantolar da Sarkuysan, İstanbul Üniversitesi ve Haydarpaşa'ya ait kostümler oldu."


Blue'Safe Mavi Kale'den yola çıkarak maviyle birlikte lacivert, buz mavisi, mor kullanan Ünal, tasarım konusundaysa binaların cinsiyetini ve kimliklerini öne almış. "Dişi, erkek ve androjen netlikler. Örneğin Haydarpaşa bir buluşma noktası çağrışımıyla bir varış ve yol durumu. Bu yüzden manto ve palto denemek istedim. Erkek ve kadın olma durumlarını birlikte anlattım. Sarkuysan çok özel bir kadındı. Galata Kulesi maskulen, Akmerkez'se androjen. İstanbul Üniversitesi bilge bir kadın. Bu yüzden en koyu renk onun oldu" diye anlatıyor.


Ümit Ünal’ın atölyesinin girişine açtığı ‘ümitünal doors’ butiği,
212 245 78 86
Tünel, Asmalımescit mahallesi, Ensiz sokak 1B, Beyoğlu
 
Kaynak 1, 2

Not: Şu an giydirilmiş yapı maketlerin akıbeti nedir bilemiyorum. Neredeler araştıramadım henüz.