26 Aralık 2008 Cuma

2009'a Girerken..



Her yeni yıla hep daha fazla hevesle girmişimdir. Hep o filmlerde gördüğüm ışıl ışıl caddeler gelir gözümün önüne. :)

Fotoğraftakiler sevgilimin yeni yıl hediyelerinden bir bölüm :)

Tek rakamları çok daha fazla severim. Umarım bu yıl çok çok daha güzel olur herşey için!

Yeni gelen her yıl, her gün daha fazla mutluluk, huzur olsun hepimiz için..

24 Aralık 2008 Çarşamba

İşte geldim..

Çok uzun zaman oldu görüşemeyeli, sessiz sessiz takipteyim ama :)
Bu aralar yoğunum; ödevler, sınavlar, işler vs. derken yazamaz oldum.
Bayram tatilimizi Kıyıköy'de geçirdik. Bu pansiyonda konakladık ve çok memnun kaldık.


Yeşil ve mavinin hakim olduğu, dere ile denizin elele olduğu bu sevimli köyde nefes alıp, huzur dolup geri döndük.



Merak eden herkese çok teşekkürler. Bir sürü şey var aslında yazacak..
En kısa zamanda inşallah :)

3 Aralık 2008 Çarşamba

Yalnız ve Güzel Ülkenin Filmi Oscar Yolunda


Üç Maymun Oscar yolunda tüm Türkiye'den destek bekliyor..

Yapmamız gereken basit. Bu linkten Üç Maymun filmini puanlıyoruz. Yaptığımız her puanlama filmin İMDB sitesindeki popülaritesini etkiliyor. Filmin başarısını siz de desteklemek isterseniz, puanlamaya buyrun.

Sadece bir tıkla, Cannes'da aldığı ödülü "yalnız ve güzel ülkesine" ithaf eden Nuri Bilge Ceylan ve ekibine yalnız olmadıklarını gösterebiliriz.

Fotoğraf buradan.

Engellilerimize Engel Olmayalım

Bugün 3 Aralık..
Dünya Engelliler Günü..

Küçükken kendimi, 'benim yapabildiğim şeyleri yapamayan insanların' yerine koyardım. Evet engellilerin.. Gözümü kapar, düşünürdüm.. Kulağımı kapar, düşünürdüm.. Ne zor derdim, çok zor.. Oysa hiç garantimiz yok; hepimiz birer 'engelli' adayıyız..

Yollarımız onlara göre olsa, sinemalarımız, tiyatrolarımız vs. Sevgili Delfina'cım bu konularla ilgili çok yararlı öneriler sunuyor. Ondan çok güzel şeyler ve sorgulamayı nasıl yapacağımı öğreniyorum. Buyrun.

24 Kasım 2008 Pazartesi

Öğretmenim

Senar Anık..
İlkokul öğretmenim.. Okumayı bana öğreten insan.. Hakkını ne yapsam ödeyemem.. Hiçbir öğretmenimin hakkını ödeyemem elbette..
Ne yapsam bulamadım onu..
İsmi bile ne güzel.. Senar..
Farsca âşık, seven kimse, yâr anlaminda..
İsmine yakışır şekilde sevdi, kolladı, korudu bizi..
Günü kutlu olsun!

Atatürk ilke ve düşünceleriyle donanmış tüm öğretmenlerin günü kutlu olsun.

18 Kasım 2008 Salı

Çok Önemli Bir Rica!

Benim bloguma şu an bakıyorsan ve bir şekilde bu yazıyı okuyorsan senden rica ediyorum. Her kim olursan ol eğer blog sahibiysen blogunun içeriği ile ilgisi olmasa bile lütfen bahsedeceğim yazıyı yaz. Eğer blogun yada web siten yoksa "nsan" olmanın görevidir diye düşün ve bahsedeceğim siteyi mail listende ki her arkadaşına yolla! Avaz avaz bağırmak ve dur demek istiyorum bu gidişhata!
http://kampanya.annecocuk.com/

17 Kasım 2008 Pazartesi

Sözün Bittiği Yer..

Ne söylenip, ne yazılabilir ki?
Hangi kelime bu üzüntüyü anlatabilir ki?
Hangi kol onun kadar sıcak sarılabilir ki sevdiğine?
Ya hangi göz onun kadar derin bakabilir ki annesine?
Sözler bitti işte..
Nasıl da inanmıştık..
Doğum gününü kutlayacaktık..
Olmadı, olamadı maalesef..
Hayat bazen ne kadar acımasız..
Nasıl da sevdik onu..
Nasıl da kenetlendik, eşimize dostumuza haber verdik;
"Kanınızı verin, canımızı verelim" dedik..

Be koca adam, ne derin izler bıraktın yüreklerimizde bir bilsen.. Mekanın cennet olsun..

--------------------------------------------------------------

Anıl'ımız sarı kırmızı olsa da, sarı laciverti denedik, siyah beyazı denedik, yeşil siyahı, maviyi, turuncuyu denedik dedik...

O iliği bulduk ve havalara uçtuk. Nasıl bir tesadüftür ki Çapa ilik bulundu der demez ertesine Anıl' ımız zatüre oldu yani hastanede enfeksiyon kaptı!

Üzerlerindeki baskıyı ilik bulundu diyerekten azalttılar.

İyileşir dedik, yeri geldi bazı şeyleri sakladık, araştırmalarımızı yaptık y.içi ve y.dışında, içimize attık her şeyi..

Gece 3 gibi kötü haberi aldık.. Canımız ciğerimiz, kardeşimiz Anıl AYDIN' ı kaybettik.

Cenazesi;
18 Kasım 2008 Salı günü öğle namazına müteakip Balçova Merkez Camii' nden kaldırılacaktır.(Orhan Gazi İlkokulu yanı)

Katılmak isteyenlere önemle duyurulur.

Başımız sağolsun!
Koca ADAM' ımızın mekanı cennet olsun!
Hakkınızı helal edin!

Dayan Koca ADAM Ekibi

13 Kasım 2008 Perşembe

Fahriye Evcen ve Krepeli Saç


Çok beğeniyorum bu hatunu, Yaprak Dökümü'nde zor gülen birini canlandırmasına rağmen..
Çok duru bir güzelliği var, Allah için iyi de rol yapıyor. Kendisi 1986 doğumlu, Almanya'da Sosyoloji okuyormuş, bitirdi mi bilemem. Almanca, İngilizce ve İspanyolca biliyormuş.
Asıl anlatmak istediğim saçları. Nasıl da bakımlı, nasıl da kabarık duruyor tam tepesi değil mi? Fahriye Evcen'in internet sitesinde şöyle bir bakındım ama istediğim gibi fotoğraflar bulamadım pek. Profilden fotoğrafını arıyordum ben, tam olarak krepesini görebilelim diye.


Krepenin nasıl yapıldığını aşağı yukarı herkes biliyordur ama bi'kez daha geçelim üstünden;
Saçın tepe kısmının biraz aşağısından enine olarak saç ayırılır. Bu işlem öne doğru -ne kalın ne ince olarak- 2 kere daha tekrarlanır. En arkadaki saç krepe tarağı ile, uçtan dibe doğru taranır. Bir üstteki tutam da aynı şekilde taranır. 3. ve öndeki tutam ise aynı şekilde krepe tarağı denilen ince uçlu-sık tarakla uçtan dibe doğru taranarak kabartılır ve saç spreyi sıkılır. Saç geri yatırılarak, istediğiniz şekli vermeye hazır hale gelmiş olur, bundan sonra at kuyruğu diye tabir edilen şekilde toplanırsa daha bi'güzel olur :)
Bir de video buldum; krepe nasıl yapılır?
Krepe tarağını buradan alabilirsiniz.

6 Kasım 2008 Perşembe

İKİLEM'İ OLMAYAN TEK KONU: ATATÜRK ...

31 Ekim'de Mtv'de İkilem programı doğal olarak Atatürk ile ilgili bir yayın yaptı. İzlemeyenler için videosu burada. Programın sunucusu Toprak Sergen Taksim Meydanı'nda 29 Ekim ile ilgili röportaj yapıyor ama etraf sessiz. Gündüz kutlama yapılamıyormuş, yalnızca akşamlarıymış diyor..

Sonra 70'ine -belki de 80'ine- merdiven dayamış yaşlı bir amcaya uzatıyor mikrofonu;

"Bugünlere kolay gelinmedi" diyor amca, tüylerimi ürperten ağır çekim bir sahne eşliğinde... Ne kadar haklı. Kaç kişiden daha duymak gerekiyor bu cümleyi bilmiyorum.

Bu konuşmadan sonra, "Bunları biliyor muydunuz" bölümü başlıyor.

Norveçcede "Atatürk gibi olmak" diye bir deyim olduğunu,

Bir röportajda; "Milletler Cemiyeti'ne üye olmayı düşünüyor musunuz" diye sorulduğunda, "şartlarımızı koyarız kabullerine bağlı, biz müracaat etmeyiz üye olmak için, davet gelirse düşünürüz" dediğini ve bunun üzerine yasanın değiştirildiğini, üyeye davet edilen ilk ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu,

1922'de İngiltere'nin Türk düşmanı olarak bilinen başbakanı, "arkadaşlar yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk Milletine nasip oldu, Mustafa Kemal'in dehasına karşı elimizden ne gelir" dediğini,

1922'de İngiliz Generalı, "ben şimdiye kadar 15 hükümdar ve Cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım, bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal'de büyük bir ruh kudreti var" dediğini,

Atatürk'ün, ölümünden bir buçuk yıl kadar önce, üçüncü Türk Dil kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Geometri kitabını yazdığını ve bu 44 sayfalık yapıttaki boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesit, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı,eksi, çarpı, bölü, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe gibi terimlerin Atatürk tarafından türetildiğini, (Tübitak'tan alıntıdır)

1938'de Ata'nın ölümünde Tahran Gazetesi'nde yayınlanan bir yazıda "Allah bir ülkeye yardım etmek ve elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi bir lider getirir" dendiğini,

2000'de ABD Başkanının Milenyum mesajında "Milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür, çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir" dendiğini biliyor muydunuz?

Güzel bir programdı işte, çok beğendim. Özellikle "Bunları Biliyor muydunuz?" bölümü.
Kaç gündür bu yazıyı bitirmek için bekletiyorum. Bitmiyor, bitemiyor. Bitebilecek gibi değil. Bitmesin de...

Programda Ülkü Adatepe'nin 'Atatürkçüğünü' anlattığı kısmı dikkatle izleyin. Son zamanlarda gündemde olan Mustafa belgeseli ile ilgili aklıma takılan soru, 'çocuklar Atatürk için ne düşünür? Fikirleri değişir mi? oldu. Çocuk gözüyle Atatürk'ü Ülkü hanımdan bi'dinleyin...

O kadar yoğun bir konu ki, ifade edemiyorum hislerimi, duygularımı... Gözlerim dolu dolu yine, adı geçti ya Atamın, boğazımın düğüm düğüm olma sebebi...
Salonumuzda yer alan ve göklere bakan fotoğrafını seyrediyorum... Bizden umutlu, asla ama asla yalnız değil...

"Ey Türk Gençliği, birinci vazifen Türk İstiklalini, Türkiye Cumhuriyeti'ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir..."

Barack Huseyin OBAMA

Kitaplara buradan ulaşabilirsiniz.

Amerika'nın 44. başkanı..
Başkanı olduğu Amerika'nın 4 tarafı denizle çevrili, 4 Temmuz bağımsızlığı..
4 Kasım'da ABD Başkanı seçildi..
4 onun hayatında çok önemliymiş. 4 Ağustos'ta doğmuş.. Eşi, 44 yaşında..

Neyse bizim ülke pek sevdi onu. Güzel ülkemin sevgi dolu insanları bir sürü hediye yolluyormuş Obama'ya; Beyaz Saray adresli.. Şaka gibi yahu!

5 Kasım 2008 Çarşamba

Tam Benlik: Pofuduk Elektrikli Süpürge


Fotoğrafı hangi siteden aldığımı hatırlayamadım bir türlü. Ama çok rahat görünüyor :) Tam benim gibi tembeller için sanırım. Üstüne otururum ben onun, yerleri süpürürken :) Annem de karşıma geçip, güler...

30 Ekim 2008 Perşembe

'Ayrılık Vakti' ve Nurettin Rençber

Üniversite 1. sınıftaydım. İlk dönem özel yurtta kalmış, daha sonra eve çıkmıştım. Yurtta, odadaki 2 arkadaşımla tv izlemeye pek inmez, genelde odamızda müzik dinlerdik dersimiz yoksa. Şimdi hatırlayamadığım bir radyo kanalında hep aynı saatte bir türkü çalardı. Adı-sanı söylenmeden direkt türküyü çalarlardı. Söyleyeni bulmak için baya bir zaman geçirdim. Bulduğumda ise, çok sevinmiştim: Nurettin Rençber.

Odamızda müzik seti değil de daha küçük boyutlu bir kasetçalar vardı. Gerçi 1 ay boyunca 'Nurettin Rençber' albümü aradım. Türküyü çok seviyorum ama ismini de bilmiyorum...
Bi'kasetçide buldum sonra, 3-4 albümünü. Bütün türkülerin isimlerine baktım ama benim sevdiğim türküyü çağrıştırmadı hiç biri. Nurettin Rençber albümü bulmuş olmamdan kaynaklanan sevinçten midir nedir, 'Ayrılık Vakti' adlı türkünün benim sevdiğim türkü olduğunu bilmeden aldım o albümünü. İçimde garip bir hüzün, o türküyü devamlı dinlemek istiyorum ben, o sesi dinlemek istiyorum ama bulamadım diye. Ama hiç değilse Nurettin abi'nin sesini duyacağım diye yurda gidip, bir an önce kasedi çalmak istiyordum bir yandan.

Odaya girdim. Teybe koydum kasedi:

Vakti geldi ayrılığın, ne yapsak boş...
Kurtulamaz bu sevda bu amansız rüzgardan
Anla beni geçmişteki günlerimiz
Birer birer hayal oldu
Birer birer yalan

Gözlerindeki yaşı sil canım
Beni burda bırak git
Gereksiz artık anlamı yok sözlerin
Bu aşk gömülmeli

Oysa senle çok zamanlar paylaşırdık
Acıları umutları hiç usanmadan
Yüreğimde saklı kalan anılarla
Gidiyorum bu şehirden sevdiğim hoşçakal

Gözlerindeki yaşı sil canım
Beni burda bırak git
Gereksiz artık anlamı yok sözlerin
Bu aşk gömülmeli


Benden mutlusu yok tabi... Sonra Nurettin Rençber dinleyicisi olarak, diğer türkülerini de sevdim. Ama en çok Karagül'ü sevdim. Sevdiğimle söyledik hep...

İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar

Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde
Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar
Ama farkındaydım yinede
Ne zaman seninle olsam
Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah
Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum
Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
Ben sende yolları sevdim
Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla kaplı yolları

İkimizde acemi birer aşıktık aslında
Ve çoğu defa
Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık sokaklarda

Ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurları
Mor kanatlı turnaları yar...

Ben sende rüzgarı sevdim
Alıp götüren yılları
Saklı kalan umutları yar...

Ne yeminler bozdum
Geceler büyürken sensiz
Ne yeminler bozdum
Yıllar geçerken sitemsiz
Ne yeminler bozdum
Tarifi bile imkansız
Senin için ey karagül

Ben sende yolları sevdim
Yüreğinden gelip geçen
Sevda yüklü katarları yar...

Ben sende seni sevdim
Avuçlarken yüzünü
Yahut dokunurken sessiz yar...


Nurettin Rençber ve türküleri ile ilgili bilgi için tıklayınız.

29 Ekim 2008 Çarşamba

Bayramımız Kutlu olsun..

Cumhuriyet Bayramı'mız Kutlu Olsun.
Sevgi, saygı ve birliktelikle nice 29 Ekim'lere...

28 Ekim 2008 Salı

Canım Murano'larım


Efendim bu güzel haberi, güzel bir olayla pekiştireyim dedim: Fi tarihinde Sinem'ciğim tarafından gönderilen ve benim yazmakta geciktiğim Muranolarımdan bahsedeyim :)

Canım, ince ruhlu, kibar arkadaşım gittiği İtalya seyahatinden beni unutmayıp, dünyaca ünlü Murano cam boncuklardan getirmiş. Hazır takı değil; yapmayı seviyorum diye boncuk... Düşünceli arkadaşım benim..

Renkleri o kadar güzel ki, görür görmez "Persepolis" filminin afişini hatırlattı bana. Bu yüzden beraber fotoğrafladım onları.
Filmi de bir ara izleyip, yorumumu yazacağım..

Çok düşündüm, boncuklarımdan ne yapayım diye.. Uğurlu saydım onları. Bu yüzden hep ya da en azından sınavlarımda ve benim için önemli günlerde yanımda taşıyabileceğim bi'şey olsun istedim. Anahtarlık olarak çanta kullanıyorum ben, bu yüzden anahtarlık olmadı. Çok takı takan biri de değilim :) Öyleyse sırayla lastik misinaya dizilip, her an yanımda taşıyabileceğim bir bileklik oldular..

Çok seviyorum boncuklarımı, şimdiki halleriyle bilekliğimi :)
Canım arkadaşım, düşüncelim.. Çok ama çok teşekkür ediyorum sana..
İyi ki tanımışım seni..

21 Ekim 2008 Salı

Koca Adam Dayandı!!

Anıl'a uygun ilik bulundu !!!!!!!!

Nasıl güzel bir haber bu! Nasıl içim ferahladı, nasıl da içimdeki sıkıntı koca bir feryatla çıktı içimden..

Biliyordum, inanın biliyordum..

Zarife'ciğim verdi bu güzel haberi az önce.. Sıra operasyonda dedi..
Maçı kazandık ya gerisi vız gelir..
Şükürler olsun Allah'ım..

Bu da Facebook'ta Dayan Koca Adam adlı gruba Yalın'ın yazdığı yazı;


Utanmadık, sıkılmadık. Canımız, ciğerimiz Anıl Aydın kan kanseri,
bildiğiniz lösemi dedik…
Kemoterapi tutmadı, bize “ilik” lazım dedik.
Verin iliği, size canımızı verelim dedik.
Binlerce olduk bir anda. Can vermeye hazır binlerce yürek…
Her gün yüzlerce insan koştu hastanelere.
Bugüne kadar ilik bankasında 5bin kayıtlı gönüllü verici varken,
15 günlük sürede, neredeyse bu rakam kadar insan gönüllü verici olmak için başvurdu.
Anıl’ımız sarı-kırmızı olsa da,
Sarı-lacivert denedik, siyah beyaz denedik, yeşil-siyahı, mavi’yi, turuncu’yu denedik…
En uygun rengi bulmak için, tek yürekte, tek renk olduk…
Anıl’la birlikte binlerce insan dayandı, koştu, dualar etti.
Ve şimdi, canımız, ciğerimiz Anıl Aydın’a UYGUN İLİK BULUNDU.
Şuan bu haberi okuyan binlerce insan gibiyiz…
Mutluyuz, seviniyoruz, “çok şükür” diyoruz…
En zor maçı kazandık.
Şimdi dualarımızla operasyonun başlayıp bitmesini,
ve Anıl’ın taburcu olmasını bekliyoruz…
Ama İşimiz bitmedi…Yeniden başlıyoruz…
Kan vermek için hastanelere koşmaya devam edeceğiz,
Daha çok ilik bağışçısı bulup,
ilik bekleyen binlerce güzel insanın umudu olup, onların yanında duracağız.
Anıl’ı da yanımıza alıp,
Onlara; siz de “DAYANIN KOCA ADAMLAR” diyeceğiz.

UluslararasI ArkadaşLIk Ödülü / Friendship Around The World Award


Uzun zaman yazmadım, yazamadım.. Tek bir konuya odaklanılsın istedim belki de ama hayat devam ediyor.. Hepimizin de elinden bu kadarı gelebiliyor; kan vermek ve tanıdıklarımıza haber salmak.. Hayat işte..

Dünya çapında blogger arkadaşlarımızı tanıtmak amaçlı bir ödül var. Bana bu ödülü layık gören sevgili Zilsiz Zarife'ciğim, sevgili Nazo'cuğum, sevgili Craft Woman'cığım ve sevgili Lacheen'ciğime çok ama çok teşekkür ediyorum.

Sevgili Egeli'ye ise, ayrıca teşekkür ediyorum.. O kadar duygulandırdı ki beni, bu ödülü bana layık görmesinin altında yatan sebep.. Çok çok teşekkürler sevgili Egeli'ciğim..

Sevgili Çocuklaçocuk'cuğumdan da gelmiş ödül; çok ama çok teşekkürler..

Şimdi benim de bu ödülü dağıtmam gerekiyor. Bana yollayanları ve onların listelerinde olanları yazmamaya çalışacağım ki aynı kişiler etrafında dönmesin ödül.. Yine de gözden kaçanlar olabilir, şimdiden özür diliyorum.. Ama oyun bu :)
İşte bir uzun liste de benden :)

# Açalya
# Archi*Sugar
# Aslı'nın günlüğü
# Ağaca Bir Taş Attım
# Crebro
# Çocukla Çocuk
# B5
# Bembi'nin Eskiz Defteri
# Deniz
# Elim Kolum
# Esra
# Figen
# Fikrimin İnce Gülü
# Flame
# Haydins
# Işitme Kaybı
# Mehmed Kaan ve Annesi
# Mutfakta Zen
# Nalan Ablacım
# Palyanço
# Perili Köşk
# Pi-nik Kuş
# Pure Absinthe
# Sanem
# Sinem Yaman
# Yasemin
# Zilsiz Zarife'cim
# Şev_Lal

Hepinizi çok seviyorum..

10 Ekim 2008 Cuma

DAYAN KOCA ADAM

Arkadaşlar Anıl’ı sahiplendik.. O artık hepimizin arkadaşı, dostu, kardeşi, oğlu, ağabeyi..

Anne değilim.. Sadece Bri'nin yerine koyabiliyorum kendimi.. Çok zor.. Sevdiğimi düşündüm, maili okuduğum tüm gece ve şimdiye kadar.. Hiç ağlamadığım kadar ağladım belki de.. Üzmek için değil, hislerini paylaştığımı belirtmek için yazıyorum.. Allah Bri'ye ve sevenlerine sabır, Anıl'a da şifa versin demekten başka bi'şey gelmiyor elimden maalesef..


Konuyu özetlemek gerekirse; kardeşimiz lösemi. Kemoterapiye ne yazık ki cevap vermemiş.

İlik nakli gerekiyor. 2 aylık bir süre öngörüyor doktorlar. Bunun için de, aşağıdaki adreslere gidip kan örneği verilmesi gerekiyor. Bunun için ücret ödenmesine de gerek yok.

KAN GRUBUNUN FARKLI OLMASININ HİÇ ETKİSİ YOKmuş arkadaşlar. Facebooktaki DAYAN KOCA ADAM adlı grupta bir arkadaş yazmış: Hastaya en uygun vericinin saptanması için doku grubu tayini yapılması için kan alınır. Doku grubu, kandaki akyuvarların (beyaz küre) üzerinde bulunan özel işaretlerdir. Bunlara HLA-doku grupları denir. Kan grubundan farklıdır. Kan grubu, alyuvarların (kırmızı küreler) işaretleridir. Doku grubu tutması için kan gruplarında uygunluk olması şart değildir. Hasta ile vericinin doku grubu tutuyorsa kan grubu farklı da olsa nakil yapılabilir.

Ayrıca, Her ilden ilçeden, özellikle ilik bankası olmayan illerimizden toplu olarak; en az 10 kişi olmak üzere 3 tüp kanı bir tıp merkezinde ya da sağlık ocağında aldırıyorsunuz ve toplu olarak İST.TIP FAKÜLTESİ TEMEL BİLİMLER BİNASI 3.KAT TIBBI BİYOLOJİ ANA BİLİM DALI İSTANBUL adresine Yurtiçi Kargo ile ücretsiz olarak gönderebiliyorsunuz...

Kan bağışı yapabileceğiniz adresler;

İSTANBUL

İSTANBUL CAPA TIP FAKULTESI

Temel Bilimler Binasi

Acil Giris Kat:2 No:10



ANKARA

Ankara Universitesi Tip Fakultesi



İZMİR

Ege Universitesi Tip Fakultesi


KAYSERİ
Erciyesi Üniversitesi Tıp Fakültesi



GAZİANTEP
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi



BURSA

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi


7 Ekim 2008 Salı

ACİL !!

Arkadaslar merhaba,

Buraya sizden yardim istemek icin yaziyorum.Cunku ne yazikki elimden cok daha fazlasi gelmiyor.Benim daha 25 yasinda hayat dolu Anil isminde bir arkadasim var.Bundan 4-5 ay once ne yazikki kendisine losemi yani bizim bildigimiz ismiyle kan kanseri teshisi kondu.

Herşeyin güzel gittiğini sandigimiz bir anda 3. kemoterapisini almak için hastaneye yattıiginda hastaligin kendini yenilemis oldugunu öğrendik....0'dan başlamis herşey..

Şu anda Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde (İnciraltı) yatıyor,verebilecekleri en kuvvetli ilacı veriyorlar...Ve sadece 2 aylık bir zaman ongoruyorlar..

2 ay içinde kemik iligi bulunmazsa ilacın çok buyuk zararlar vermeye baslayacagi soyleniyor.

Kemoterapi olmadi ne yazik ki.

Tek cozum ise ilik nakli.

Elimizde olan sure ise 60 gun

Kelimelerin tükendigi bir an olur ya iste oyle bir andayiz...

Milyonda 1 ihtimal deniyor...

Benim 1 milyon tane arkadasim yok onunda öyle,ama oyle guzel insanlar tanıyoruz ki şimdi...Yurt disindan bile biseyler yapmaya calisiyorlar.En azindan herkes kendi yakinlarina bu durumu aktarirsa belki hep beraber o milyonu bulabiliriz.

Herkes elinden geldiğince katkıda bulunuyor.Hic tanimadigimiz insanlar bizim için bir suru yeri ayaga kaldırdılar bir seyler için ,Anil icin mucadele veriyorlar.

Biri televizyonları arıyor,biri gazeteye soruyor biri forumlara yazıyor..Kimisi para toplama kampanyası başlatalım diyor..Keske sorunumuz para olsa...Paranın elde edemiyecegi birseye ihtiyacimiz var..İlige..Milyonlarca kisinin içinden cikacak olan o kisiye…

Şimdilik sadece İstanbul,Ankara ve İzmirde kan alınıp degerlere bakılabiliyor.

Facebook'ta DAYAN KOCA ADAM diye bir grup kuruldu.

Anıl icin canimiz icin iliginin uyup uymadigini ogrenmek icin sadece 1 tup kan vermeniz yetiyor.

Eger siz de Dayan koca adam diyorsaniz asagidaki adreslere gidip 10 dakika ayirmaniz yetiyor.

Simdiden desteginiz ve duyarliliginiz izin tesekkurler.

Sevgiler,



Ozlem


ANIL AYDIN icin;



İSTANBUL

İSTANBUL CAPA TIP FAKULTESI

Temel Bilimler Binasi

Acil Giris Kat:2 No:10



ANKARA

Ankara Universitesi Tip Fakultesi



İZMİR

Ege Universitesi Tip Fakultesi




BURSA

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi

6 Ekim 2008 Pazartesi

Sevdiğim Türler

Genelde korku-gerilim filmleri severim ben. Abuk sabuk 'böö' filmleri değil ama. Olabilitesi yüksek ve beni sonuna kadar gerecek filmlerden. Bu yüzdendir ki, 'Panik Odası' hayatımın gerilim filmidir benim için. Tanıdığım herkese izlettim o dönem ve her izlediğimde aynı heyecanı hissettim.

Testere 1 ve 2'yi aynı gece izlediğimde, 2 gün uykuya dalmakta zorlandım, ya başka yerde uyanırsam diye :) Şimdi Testere 4'ü izlemeye cesaret bile edemiyorum.

Büyü, aslında ne saçma, ne komik bir korku(!) filmiydi. Ama çok gerildim. Sinema'dan eve nasıl gittiğimi, Cevşen'imi 3 gün boyunca harıl harıl nasıl aradığımı bir ben bilirim. Dedim ya olabilitesi yüksek konular geriyor beni.

Tabi Romantik filmler de vazgeçilmezim.. City of Angels'ı tek geçerim bu konuda..

3 Ekim 2008 Cuma

Ol(ma)du Baştan Deniz

Bu sefer oldu! Tam gününde hatırladım! Geçen yılki gibi sonradan özürlerle kutlamayacağım :) Çok mutluyum şimdi!
İyi ki doğmuşsun Deniz'cim!
Mutlu, huzurlu, sağlıklı bir yıl diliyorum sana; tüm ailenle birlikte!
İyi ki tanımışım seni, iyi ki tanışmışız..
Öpüldün!



*Dipnot: Blogger'ın tarihi 2 Ekim diyor ama aslında ayın 3'ü ve saat 01:48 :)
*Not: Bu arada Blogger'ın arka planındaki sorun genel mi, benden mi kaynaklanıyor anlamadım. Oysa ne güzel süsleyecektim ben bu yazıyı :(

1 Ekim 2008 Çarşamba

Bayram Mesajı



Sevdiklerinizle birlikte şeker gibi bir bayram geçirmeniz dileğiyle..


Fotoğraf alıntıdır.

29 Eylül 2008 Pazartesi

Visulog

Görsel DNA'nızı oluşturan bir test.. Yeşil Peri'm rica etti, ben de onu kırar mıyım hiç; yaptım hemen. İşte sonuç!

Ruh Hali: Rahat

Zevk seçimin ufak şeylerle kolayca mutlu olabildiğini gösteriyor. Bir fincan çay veya kahve gibisi yok!

Romantik sayılırsın ve egzotik olan her şeye ilgin var. Saçlarında denizden gelen esintiyi, teninde güneşi hissetmeyi seviyorsun. Ayakkabılarından kurtul.. keyfini çıkar.. işte bu

Müzik senin için, hatıralar, sevdiğin parçalara eşlik etmek demek. Eğlenceli, uyumlu ve oldukça konuşkansın.

Sanata karşı geleneksel ve antropolojik bir yaklaşımın var. Senin için önemli olan, bir eserin arkasındaki hikaye ve tarihi. Hislerini takip ediyorsun.

Eğlence: Heyecan Peşinde

Senin için tatilde ilk sırayı alan şey eğlence. Arkadaşlarınla ve ailenle her türlü aktiviteye katılıp, görülecek her şeyi ve her yeri görmek. Gündelik hayatta fırsat bulamadıkların ve dahası.

Bütün hayatın böyle geçmeyeceğini bilerek, fırsatını bulduğunda kendini şımartmayı seviyorsun.

Seni rahatsız eden nedir? Doğal görüntüyü her şeye tercih edersin. Şişirilmiş ve yapay duran her türlü plastik görüntüyü dayanılmaz buluyorsun.

Alışkanlıklar: Alışkanlık Yaratığı

İçten içe sağlıklı bir yaşam sürdürmek gerektiğininin farkında olsan da, günü geçirmek için ihtiyaç hissettiğin vazgeçilmezlerin var. Tam bir alışkanlık yaratığısın.

Evinde, farklı ve cesur tarzını yansıtmayı seviyorsun. Etrafındaki her şey sana kendini iyi hissettirmeli.

Sağlıklı kararlar alma aşamasında endişeli değilsin. Hayatı basit tarafından algılıyor ve kendini sıkıntıya sokmuyorsun.

Aşk: Aşk Böceği

Aşk senin için uzun bir bağlılık demek. Kendini adamak, fedakarlık ve sevecenlik..

Özgürlük senin için aşk demek. Sevildiğini bilmenin keyfi düşünce ve sözlerini serbest kılıyor. Sen bir aşk böceğisin.


22 Eylül 2008 Pazartesi

Düşün düşün düşün..


Dersi sevmede öğretenin etkili olduğunu savunmuşumdur hep, ama bu sıralar bunu çok daha iyi anladım. Öğretmeni sevmekle alakası yok, dersi aktarmasından bahsediyorum. Eğer inanmıyorsa maalesef sizi de inandıramıyor..

İki yol var önümde, 1 senedir hangisine sapacağımı düşünüyorum. 1 sene önce herşey netti aslında. Ama bu geçtiğimiz 2 okul dönemi boyunca kafam karmakarışık oldu.
Son kararımı dün uyanınca verdim. Gördüğüm rüyanın etkisinden mi bilmem ama verdim. Beni etkisinde bırakan çok az rüya görürüm, bu da onlardan biriydi.
26'sına kadar bu kararımı yetkili mercilere bildirmem gerek, gerisi çok kolay zaten.

*Fotoğraf, wikipedia.org'dan alıntı olup, tarafımca düzenlenmiştir.

21 Eylül 2008 Pazar

Laodikeia'da Aşk Başkadır


Laodikeia'da çıkan bir buluntu ve altına yazılan bir yorum. Taa o günlere götürdü beni. Parkeoloji'ye yazdığım yazı burada. Bir göz atın yazıya ve yorumlara.

Bir türkü var yorumlarda. Şu an devlet memuru olduğu için ismini açıklamadan bırakıyor yorumlarını canım dostum. Diğer çok yakın dostumla evli. Canlarım onlar benim. Diğerleri gibi. Biz beşimizin (bodrumda olan düğünlerine gittiğim çok yakın dostlarımın) ortak türküsüydü. 'Laodikeion' lakaplı dostum bağlaması 'hatça'yı alır eline, o çalar birlikte söylerdik.

Tüm zorlukların karşısında onunla ayakta durduk. Beşimiz, birbirimize hiç laf söyletmedik, hep koruduk birbirimizi. Hiç kimse ayıramadı bizi. İkisi yanıma geldi, İstanbul'a. Kimi geceler sabahlıyoruz anılarımızla, neler yaşadık diyoruz. Hiç kötü bir anımız yok. Varsa da hatırlanmıyor. En güzelleri, en özelleri, en komikleri hatırlanıyor. Sabahın 5'inde bindiğimiz serviste kahkahalarımız, sabahın karanlığında dağılıyordu. Mutluyduk çünkü, beraberiz diye. Beraber aşılabilecek zorluklardı onlar, üstesinden hep birlikte geldik..

Kırılsa da kanadımız
Asiye çıksa adımız
Duyan duysun bilen bilsin gülüm
Böyledir bizim sevdamız

Yüce dağlar başında mı
Zemherinin kışında mı
Şu gönlümün bir umudu gülüm
Gözlerinin yaşında mı

Zülfü Livaneli de bir başka söyler ama benim dostlarım çok başka çalıp, söyler..

Mutlu Yıllar Haydins'ciğim :)



Doğum gününü önce kendi sayfasında itiraf etsin diye bekledim :)

İyi ki doğmuşsun Haydins.. Hep mutlu ve kahkahalarla dolu bir ömür geçir.
İyi ki tanımışım seni..
Çok öpüldün!

21 Eylül 2008

5 Eylül 2008 Cuma

Nihayet ! :)


Evet.. Sonunda başlıyorum yazmaya, paylaşmaya..

Bu yaz hem hareketli hem de durağan geçti. Zaman zaman huzursuz, zaman zaman hüzünlü, zaman zaman da üzgün oldum, ama en çok mutlu oldum. Sevdiklerimi, sizleri özledim. Yeni bir blog yazarı iken, sizi özledim diye dönen diğer blog yazarı arkadaşlarıma şaşırırdım. Oysa ne kadar haklıymışlar. İki yazdır ben de çok özlüyorum, yazamadığım, okuyamadığım her gün özlüyorum sizleri.. Bir sürü şey yaşamışsınız ben yokken.. İyi ya da kötü, yanınızda olamadım, isteğim dışında belki ama (internetsizdim buralarda yokken) o kadar üzüldüm ki yanınızda olamadığım için. Telafi edeceğim inşallah :)

Bir sürü film izledim tatil boyunca, kitap okudum, sudoku ve çengel bulmacada şampiyonalara girecek dereceye geldim :) vs.

İki film önereceğim demişim ama aslında 1-2 film olacaktı o. 2'den fazla film var aslında sizinle paylaşmak istediğim.. Yeni değiller ama çok da göze batmadılar sanırım.

Başlayalım bakalım :)

İlki, 2004 yapımı.

Eternal Sunshine Of The Spotless Mind / Sil Baştan. Aslında bu filmi tatilden çok önce izlemiştim ama madem film paylaşacağım sizinle bunu ilk sırada önermek istedim. İzlemeyen kalmasın derim ben. Karmaşık ama çok güzel bir aşk filmi.
"Onu aklından çıkardın, peki ya kalbinden?"
İkincisi de bir aşk filmi, 2007 yapımı. P.S. I Love You.
Çok yakın bir arkadaşımla izledik, boğazımız düğüm düğüm.. Başı ve sonu iyiydi; ortadaki boşluğu da bi'şekilde doldurmuşlar işte. İzlenebilir diyelim ;) Ben beğendim :)
Üçüncüsü, yaşamın ve ölümün anlamını suratımıza bir tokat gibi çarpan, 1999 yapımı bir film: Tuesdays With Morrie. Jack Lemmon'ın oyunculuğuna hayran kalacaksınız. Filmin vermek istediği "Nasıl öleceğini biliyorsan, hayattan nasıl zevk alacağını da bilirsin."

Dördüncü film ise, 2007 yapımı müzikli bir gerilim; Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street.
Aslını söylemek gerekirse müziklerin ağır bastığı bir film olduğu için şüpheliydim ama Johnny Depp beni yanıltmaz dedim, öyle de oldu. Kanlı sahneler var ama o kadar da rahatsız olmadım, pek bakmadım o kısa sahnelerde belki de ondandır. Onun haricinde çok beğendim, kostümler, mekanlar çok çok güzel. 2 Altın Küre Ödüllü bir film ne de olsa :)


Beşincisi, I'm Legend. 28 Hafta Sonra adlı film ile konuları benzer. Hatta yayınını bu yüzden geciktirmişler. Onu izlemedim ama bu film gerçekten tavsiye edebileceğim bir film. İnsan kötü oluyor başlarken.. Issız sokakta dolaşan biri.. Devamı filmde :)