24 Şubat 2013 Pazar

Pazar Gezmesi | Büyükada


İstanbul'un açıklarında bulunan Prens adalarından en büyüğüdür Büyükada. Eski adı Prinkipos'tur ve Yunanca 'Prens' demektir.

Büyükada denince aklıma bisiklet geliyor ama aslında Büyükada'nın simgesi faytonlar. Faytonları koşan o atlar, ne aşklar taşıdınız siz en tepeye, kim bilir neler anlattınız heyecanla burayı gezen turistlere..

Ben en son sevgilimle 5-6 yıl önce geldiğimizde binmiştim faytona. Ben bisikletçiyim! Ada demek bisiklet demek benim için. Kan ter içinde yokuş yukarı pedal çevirmek, yorulduğumda bisikleti yokuş yukarı yanımda çekmek -ki sürüklemek tabiri daha doğru olur burada- hepsi benim için güzel anılar olarak kaydediliyor bir bir. Bisikletle gezerken, durup o ihtişamlı evlerin gölgesinde dinlenmek, konakların dibinde hayal kurmak, her kapıda ama her kapıda fotoğraf çektirmek en büyük huzurum. Sevgilim de yanımdaysa, değmeyin keyfime!


Bu arada benim tercihim Schwinn bisikletlerinden yana. Adanın merkezinde sağlı sollu bulunan bisikletçilerden kiraladığınız bisikletlerle ada turuna başlayabilirsiniz. Nefesiniz yeterse en tepeye, en tepeye, en tepeye çıkmalı!
Ki o en tepede Aya Yorgi Kilisiesi ve Aya Yorgi Manastırı bulunmaktadır. İsa (Hristos) tepesindeki Rum yetimhanesi ise tüm ihtişamıyla dünyanın en büyük ahşap monoblok yapılarındandır.






Günübirlik bir gezi durağı olsa da ada bizim için, aslında şahane pansiyonlar ve oteller de mevcut. Şehrin kalabalığından kaçmak, kendinizi dinlemek ve aslında uzakta olmadan da uzaklaşmış hissi yaşamak için Büyükada birebir!




Büyükada'nın o huzurlu havasını iyice içimize çekelim diye sık sık banklar var sokaklarda. Hep otururum o banklara ve mutluluğu dinlerim. Sonra tam karşımdaki evde hayal ederim kendimi; akşam olmuş, dostlarla balkonda bol kahkahalı sohbet muhabbet eşliğinde bitiriyoruz günü..


E o kadar gezdiniz, yığınla ev gördünüz, bir sürü ata yarenlik ettiniz, yoruldunuz, karnınız acıktı. Aslında sırt çantasına atılan sandviçler benim ilk tercihim ama merkezde bulunan restaurantlar veya mini balıkçılarda da tatlı bir sohbet eşliğinde deniz mahsüllerinden ev yemeklerine kadar bir çok çeşit bulmak mümkün.


Bu arada Büyükada'ya gitmişken, lokma yemeden, sahildeki çay bahçesinde açık bir çay içmeden dönmeyin <3


Bir başka Büyükada yazım için burayı, çok önceleri yaptığım Büyükada tacı için burayı tıklayabilirsiniz :)

Dip Not: Büyükada'ya Bostancı'dan, Kabataş'tan ve Kadıköy'den Şehir Hatları vapurları, Mavi Marmara motorları ve deniz otobüsleriyle ulaşım mümkün.

7 yorum:

BOŞNAK KIZI dedi ki...

bu yıl İstanbul'a gittiğimizde Büyükadayı görmeyi çok istedim ama düğün alışverişi ağır basınca bütün zamanımızı ona ayırdık :) çok pişmanım şuanda inşallah bi daha ki sefere ilk durağımız Büyükada :)

Tuğçe'sel Şeyler dedi ki...

Biz de her Mayıs ayında sanki geleneksel bir ayinmiş gibi Büyükada'ya gideriz. Sandviçler sırt çantasında, fotoğraf makinesi boyunda, bisikletlerin başına geçeriz! Büyükada başka bir güzel, benim de orda bir sürü anım var.

Lunapark Queen dedi ki...

Ben de çok severim, yılda 1 kere bazen de 2 kere kesin giderim :) Günübirlik de olsa insan herşeyi unutup uzaklaşıyor, süper :)

Oliva Ins dedi ki...

cool pictures:)
Wanna follow?/) www.olivains.com

Bilun ŞEN dedi ki...

* BOŞNAK KIZI,
Sen de çok eğlenceli bir durum için gelmişsin. Şahanedir, ne kadar eğlencelidir çeyiz alışverişi :) Bir dahakine Büyükada'yı unutma ama ;) Çok sevgiler..

** TUĞÇE'SEL ŞEYLER,
Canımmm, mutlaka birlikte gidip, asılmalıyız pedallara :) Bu Mayıs'ta yapalım bunu <3

*** LUNAPARK QUEEN,
Havası, deniz yolculuğu bile çok güzel. Daha gitmeden sarıyor insanı oranın huzuru dimi canım ya? :)

sibo dedi ki...

yine gidelim yine gezelim. kalalım. o pansiyonun tahtaları gıcırdamak için bizi bekler. ha bi de seni ve sevgilini pek çok severim!

Bilun ŞEN dedi ki...

Hahah, inşallah Sibo'cum :)) Biz de pek severiz seni <3