8 Mart 2013 Cuma

Bloggerlar ve İdolleri



Türkiye'de 8 Mart, ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygınlaştı ve kapalı kapılar ardından sokaklara taştı.. Kadın, artık sesini duyurabilen, bir çok başarıya imza atan, yazan, çizen, üreten oldu..

İşte bu özel günde birbirinden üretken blogger arkadaşlarımın kapısını çaldım yine. Bu kadınlar gününde bana İDOL'lerini anlatmalarını istedim. Hepsi yine tüm sıcaklığıyla cevapladı sorularımı ve çoğu cevaplar beni ağlattı..


"Tanıdığım en güçlü, en başarılı kadından bahsetmek istiyorum; babaannem. Hani derler ya hükümet gibi kadın diye, işte onlardan biriydi benim babaannem. 1930’ların sofu Erzurum’unda, bütün ailesi, kız kısmı okumaz derken, herkese kafa tutup, okulu bitirip, gizli gizli imtahanlara girerek hemşire olmayı başarmış, 50 yıllık çalışma hayatında Gata da dahil başhemşirelik yaptığı bütün hastanelerde, başhekimlerin bile çekindiği otoriter, titiz, mükemmeliyetçi, çok sert görünüşlü ama aslında altın kalpli, yardımsever bir kadındı o. Öyle cesurdu ki, o yıllarda bile kim ne der diye düşünmeden, mutlu olmadığında boyun eğmek yerine, ayrılmayı seçerek tam 3 evlilik yaptı. Üstelik birinde, şu zamanda bile herkesin yapamayacağını yapıp, önce çocuk doğurup sonra evlenerek.  Son derece güzel ve bakımlıydı da aynı zamanda. O kadar ki, 86 yaşında, hayata gözlerini yumacağı hastaneye kaldırılırken bana hala, gece kremini çantasına koyup koymadığımı soruyordu. Hiç unutmam çocukken, kıyafetlerine, çantalarına, hazırlanırken eteklerinin ucuna kadar parfüm sürüşüne bakıp, nasıl özendiğimi. Gezmeyi, yemeyi, giyinmeyi, para harcamayı çok severdi. O yüzden hiç birikimi olmadı, eline geçen tüm parayı yiyerek ve yedirerek gönlünce yaşadı hayatını. Ve de bütün bunların yanında inanılmaz güzel yemek yapar, mükemmel sofralar hazırlardı. Hani hep derler ya ‘hayatımı yazsam roman olur’ diye, işte benim babaannem romanlara, filmlere konu olabilecek bir karakterdi gerçekten de.. Yazının başında idolüm yok demiştim aslında ama şimdi tekrar hatırlayınca anladım ki varmış.  Nur içinde yat canım babaannem, seni hiç unutmayacağım."




"Tüm özelliklerine hayran olduğum bir insan yok dünya üzerinde, dolayısıyla bir kadın da yok idol olarak alacağım. Ancak bir çok farklı kadının bir çok farklı özelliğine hayranlık ve saygı duyan bir insanım. Hayatıma giren, ki bu beni doğuran kadın ya da tanıştığım bir kadın olabileceği gibi, okuduğum bir kitabın yazarı ya da kahramanı da olabilir; bir çok kadından bir çok farklı şey öğrendim, deneyimlerinden faydalandım. O sebeple sadece bir tane değil, bir çok kadın ve bir çok özellik var hayatımda sevdiğim, saydığım, hayranlık duyduğum. 
Umarım bir gün başka bir insan da benim en azından bir özelliğim için bu cümleyi kurar, sanırım o gün hayatta bir şeyler başarabilmiş hissederim kendi adıma... : )"





"Benim idolüm, Ayşe ARMAN.. Ben O'nun yazılarıyla büyüdüm, cesaretlendim, tabusuz, yargısız olmayı öğrendim.. Kadın olmayı, kadınlığımdan utanmamayı, seksin de aşk kadar doğal olduğunu, bunları konuşmaktan çekinmemeyi, aynı zamanda kadınının bir meta olmadığını, bir kadının hem güzel, hem üretken hem de aşık bir kadın olabileceğini O'ndan öğrendim. O zaman küt saçlı,güneş gözlüklü, cesur kadındı benim için.. Bir de Adana'lıydı,aynı topraktandık.. Adana'lılar içtendir,lafları ağzında olur, lafı dolandırmazlar,çok açık yürekli ve yardımseverlerdir. O da öyleydi!
Kimilerine göre çok sığdı, kimilerine göre boş beleş konular yazıyordu, kimilerine göre seksten başka bildiği bir şey yoktu. Ama O dibine kadar kadındı, kadınlığını istediği gibi yaşıyordu, bundan da hiç gocunmuyordu, gocunmadığı gibi milyonlar satan bir gazetede de alenen yazıyordu. İnsanı cesaretlendiriyordu, O'ndan nefret edenler bile köşesini okumadan duramıyorlardı. Belki dünyayı kurtarmıyordu, tıp dalında çığırlar açıp, uzaya füze göndermiyordu ama kadınların yüreğine dokunuyordu, kadınları yüreklendiriyordu. 'Kadınsınız, kadınlığınızla gurur duyunuz, bedeniz sizin bedeniniz, ona sahip çıkınız' diyordu. Belki bu da bilimde,sanatta çığır açmak kadar önemliydi. Belki değil, bence % 100 önemliydi.
Bu vesileyle, her kadının kadınlığını yaşayabildiği, kendini özgür ve mutlu hissettiği bir ülke, bir dünya diliyorum.
Kadınlar! Günümüz kutlu olsun! Sadece 8 Mart değil, her gün kadınların günü olsun! :)
Sevgiyle,aşk'la kalın.."



"Benim idolüm, Carrie Bradshaw sanırım. Esasında bu soruya cevap vermeden çok düşündüm. Neyi, kimi çok seviyorum, neye hayranım diye, aklıma da bir sürü isim geldi. Ama biri oyuncu biri anne biri şarkıcı biri başka bir şey... Sadece kişiliklerine ve başarılarına hayranım. 
Ama Carrie Bradshaw yaratılmış bir karakter olmasına rağmen, bana en yakın o geldi. Diziyi izleyip kendini onda görmen gibi bir şey değil ama o, hayata karşı duruşu, yaklaşımı, zerafeti... Benim olamadığım, örnek aldığım ve fakat belki de asla olmayacağım biri o.
Carrie herkes tarafından sevilen bir karakter mesela. Benim için öyle değil, hiç olmadı. Beni seven çok seviyor, sevmeyen de hiç sevmiyor. Bir stili var (esasında SJP'nin de stiline bayılırım, tam benlik) bir de çok zarif. Hep zarif biri olmak istemişimdir ama hiç olamadım. O öyle ama. Naif, kırılgan, tatlı, komik...
Ha güzel mi, hiç değil. Ama o karizması var ya, onu hepimizden daha güzel yapıyor. Bir de köşe yazarı ve alışveriş konusunda tam bir gerizekalı. Ama Carrie Bradshaw sözleri, stili ve hayatıyla hepimizi hala ekrana kilitleyen bir efsane değil mi? Şahane yazılıp oynanmamış mı?
(Belki bir dizi karakterini beğenmek ve örnek almak biraz tuhaf oldu ama şu hayatta hepimiz birer karakter değil miyiz yahu?)"



"Benim idolum canım annem. Sanırım yaradılışında sinirlerini koymayı unutmuşlar diye düşünüyorum. Keza öyle değilse de takdire şayan bir insan. Öyle başkadır ki. Dedikodu yapmayı sevmeyeceği gibi her zaman ara yapıcıdır. Hayatının hiç bir döneminde ortalığı bozmaya çalışmamış aksine kimsenin lafını kimseye söylemez ve huzurla ara bulucudur. Sanırım anneannemden kaynaklanıyor. Canım anneannem de öyledir, tüm aileyi bir tutar. Herkes orada toplanır, huzurlu sohbetler, yemekler yenir ve dağılınır.
Ailede canım annemin adı sayın marankisaraçoğlutay dır :)) Karatay, Maranki ve Saraçoğlu'nu takip eder, gündemi bilir ve bizi de ona göre yönlendirir.
Kuzumu büyütürken sürekli kitap okur, kendi tabiriyle inci gibi işler kuzumu. Beslenmesinden, düzenine, eğitimine öyle büyük payı vardır ki. Eşim, annem ve ben aynı dili konuşuruz kuzumuzun düzeni için. Düşünsenize 2 yaşına geldi televizyonu yeni fark etti ama bazı nüanslar ilgisini çekiyor. En güzeli de beslenmesi; şeker ve tuzla tanışmadı.Artık okula giderse de tanışacak ne yapalım temeli sağlam olsun da:)) 
Meleğim her zaman bakımlıdır, ne kadar yorgun olursa olsun gözünde kalemi ve rimeli olmadan kendisini görürseniz işte o gün kırmızı karın yağdığı gündür :)  Ayrıca güzellik uzmanı fakat artık çalışmıyor. Düğünlerimizin vazgeçilmez makyözüdür,  20 kişi en az onun elinden çıkar o derece :)))
Annem, kardeşimin ve benim sorunlarımızın süngeri; biz her şeyi canım annemle son gün paylaşsak bile, annem sorunu alırrrrrr güzelce emer ve yumuşatarak babacığımla konuşur, halleder :)))) Kıyamam ki çokkkkk kahrımızı çekti :))))) Öğrencilik hayatı diyelim, siz anlayın :))))
Kedileri hiç sevmem deyip de sabahın 05.00 inde kedi miyavlaması duyup, güvenlik ile beraber kediyi bulup daha minicik diye eve alıp, aşılarını yaptırıp, büyüyünce bırakacağım dediği Sylvester 2.5 senedir ailemizde :))) Ayrıca evimizde papağanlar, tavşanlar yani kimler geldi kimler geçti:))
Yazmakla bitmeyecek sanırım, eminim herkesin annesi bir melektir ama benimkinin kanatları var o ayrı :)))
Annenizin her daim yanınızda olacağı sevgi dolu günler.."



"Benim için dünyadaki en kutsal insan, en örnek alınası anne, en hamarat kadın ve EN’lerin en güzellerini üzerinde taşıyan tek insandır ANNEM.
Çoğu zaman o küçücük ve deneyimsiz aklımla ona akıl vermeye çalışsam ve bu kadar merhametli, bu kadar yufka yürekli olmaması konusunda onun kafasını şişirsem de, bir yandan bana ayna olan ve beni de kendi gibi herkesi, herşeyi seven, küçücük şeylerden mutlu olmayı bilen bir insan yapan
muhteşem varlıktır O.
Aman yavrum sen yorulma diyerek, yıllarca hayatı mutfakta geçmiş olmasına rağmen ilk kez mutfağa girmişcesine hevesle en  sevdiğim yemekleri, pastaları, börekleri en büyük hazla benim için hazırlayan, 1 dilim az yesem hemen aç kaldım diye üzülen ve hala 3 yaşında çocukmuşum gibi ağzımdan burnumdan lokmaları sokuşturan bir anne O.
Karadeniz'in dalgalı denizi gibi bir hırçın bir durgun babamı yıllardır idare eden, hem çocuklarını büyük bir aşkla büyütüp, hem de huysuz kocasının bitmeyen isteklerine cevap veren ve bütün bunları yaparken asla “offff” demeyen, benim hiçbir zaman olamayacağım kadar sabır küpü bir eş, “Ailemizin birleşmiş milletler barış ve huzur elçisi” O.
Sabah akşam yediği salatalıklardan olsa gerek hala pamuk gibi pürüzsüz cildi ve her daim mis gibi anne kokmaya devam edecek olan gıdısıyla benim annem güzel annem, kadının dibi annem! ^.^"






"Aslına bakarsan belli  bir kişiyi kendime idol yapmak gibi bir olayım olmadı hiçbir zaman ama çok beğendiğim isimler hep oldu. 
Dolce&Gabbana defilesinde, podyumda yere kapaklandığında arkasını dönüp koşarak uzaklaşmak yerine, ayağa kalkıp yürümeye devam eden (4.Sezon 2. bölüm)  Carrie Bradshaw ya da doktora yoluna baş koyan bir kadının tek yolunun, sıkıcı bir akademisyenlik olmadığının kanıtı olan Styleboom nasıl beğenilmez ki?"




"Örnek aldığım bir iki kadın var. 
Bunlardan birisi kayınvalidem Oya Alp. 
Zeki, başarılı, kültürlü, sosyal ve neşeli :) Aslında özellikleri saymakla bitmez.
En önemlisi eşim gibi bir birey yetişmiş olduğu için hayranım. 
Toplumda örnek alınacak kadın modeli. Ondan öğreneceğim çok şey var."  
                         

"Benim idolüm hayatı boyunca bulunduğu şartların tüm zorluklarına rağmen hiçbir gün yılmayan ve çalışmaktan yorulmayan, kendi ayakları üstünde duran bir kadın, ”babaannem”. Babannem 18 yaşına geldiği zaman doğduğu ülke olan Romanya’daki 2. Dünya Savaşının halen devam eden etkilerinden, kıtlıktan ve  okluktan kaçmak istemiş ama babası memleketinden
gitmeyi kendine hiç  yediremiyormuş. Babaannem yılmamış, tüm ailesine pasaport çıkartmış ve tren biletlerini alıp Türkiye’ye getirmiş. İstanbul’a geldiklerinde babannem dikiş dikerek ailesine yardımcı olmuş. Derken kendisi gibi Romanya’dan gelen Murat Bey ile tanışıp evlenmiş ve 4 çocuk dünyaya getirmiş. Dedem disiplinli ve otoriter bir erkekti ve inanın bir eş olarak onu idare etmek çok zordu. Babaannem hem çok iyi bir ev hanımı oldu, hem terzilik yaparak parasını kazandı, hem felçli kayınvalidesine baktı hem de bütün çocuklarını okuttu. Babanem çocuklarını okula gönderdikten sonra, yanında çalışan kızlar eve  gelirmiş. Akşama kadar dikiş diker, prova yaparmış. İstanbul’un zengin hanımları babaanneme gelip manto, tayyör, ceket ve elbise diktirirmiş. Akşam üstü terzi atolyesine dönen evini toplar, yemeğini yapar, çocukları ile ilgilenip, kayınvalidesinin bakımını yapardı. Hiçbir zaman yoruldum demedi. Yengemin, halalarımın ve hatta annemin gelinliğini de babaannem dikti. Tırnaklarıyla çalışıp kazandığı parasını hepimiz için bol bol harcadı da bir tek kendi için hiçbir şey
almadı. Dedem vefat ettikten sonra, tek kalan babaannem; en büyük hayali olan hac görevini de yerine getirdi. Bugün hala hiçbir gün boş durmaz. Yaşını söylemiyorum, nazar değmesin diye ama evinin her işinin üstesinden gelir. Mantı açar, dikiş diker, gazete okur, mendil işler, örgü örer ama asla yorulmaz. He bir de Salı öğlen yemeğini dışarıda yer. Hayatımda tanıdığım en komik, en
eğlenceli kadınlardan birisidir. Dizi izlerken kola içmeyi ve cips yemeyi çok sever. Eski fotoğraflara bayılır. En sevdiği şarkı “çile bülbülüm çile” dir. Magazini çok iyi takip eder. Serdar Ortaç’ın kumar oynamasına çok kızar. Bir dönem Esra Ceyhan’ın bebeği olsun diye Kuran okumuşluğu da vardır.
Evinin alışverişini Salı pazarından yapar, sebzesini meyvesini elleriyle seçer. Boş oturan insandan hiç hoşlanmaz. Benim hayatımdaki en büyük idolüm o’dur. O benim canımdır."



"Ben o kadar şanslıyım ki harika bir ailem ve geçmişim var. Hangi birinden bahsedeyim bilmiyorum, sanırım en ilgi çekici olan Sara Okçu. 
Babamın amcasının eşi, Nazım Hikmetin teyzesi. 
Kuzguncukta yalıda yaşıyorlardı, herkes tarafından sevilen sayılan, uğruna şiirler yazılan, derin masmavi gözlü, Atatürk tarafından göz koyulmuş biriydi. 
Ona hayranlığım başladığında çok küçüktüm, bana ipince zarif bilezikler vermişti ve mendilin içinde saklamamı söylemişti. Zamanında Atatürk'le tanışmış. Atatürk onu o kadar beğenmiş ki yaşın biraz daha büyük olsaydı seni alırdım demiş ve ona Sariko adını takmış. :) Şimdilerde hakkında kitap yazılıyor, biz de merakla bekliyoruz.
Babaannem ise güzelliği yine ayrı dillere destan, zamanında bir protokolde tanıştığı Mısır prensinin inanılmaz değerli hediyeler gönderdiği, çok yardımsever, çok da lükse düşkün biriymiş. Tam bir eski İstanbul hanımefendisiymiş. Onun adını taşımaktan her zaman çok gurur duydum. Hiç tanımadığım insanlardan onun torunu olduğum için çok şanslı olduğumu duymak inanılmaz gurur verici benim için.
Çok yeni kaybettiğim anneannem ise gerçek bir melek. Her zaman bana ilham veren, müthiş yemekler yapan, herkes tarafından sevilen inanılmaz komik ve pozitif bir kadındı. Eh böyle bir aileden nasıl bir anne ve baba çıkıyor düşünün. Hepsi için söyleyecek çok şey var. Hepsi benim idolüm, gururum."



"Birçoğumuz gibi benim de hayran olduğum, tarihe damgasına vuran kadın kesinlikle Coco Chanel... Bir kadının isterse neler başarabileceğinin en güzel örneği olan Chanel, en dipten başlayarak hırsını, dehası ve yeteneğiyle birleştirmiş ve moda anlayışını yeniden şekillendirerek, birçok kadına ilham vermiştir. 
Kadına pantolonu ilk giydiren kişi olan Chanel "Pantolon, kadını özgürleştirir" demiş, hatta yaptığı işe rağmen "Bir kadının en çıplak hali en iyi giyindiği halidir" diyebilecek kadar da cesur olmuştur. Şatafatlı moda dünyasının tersine giderek, sadeliği ve şıklığı dünyaya kabul ettirmiş, 87 yaşına kadar da aktif olarak çalışmaya devam etmiştir. Bahsettiklerim ve dahasını duyup da O'na hayran olmamak mümkün değil. Bir kadının, bir insanın inandıktan sonra neleri başarabileceğinin en canlı örneği.. Yazımı onun çok sevdiğim sözlerinden biriyle noktalıyorum: Moda geçer, stil kalır... Sevgiler.."



16 yorum:

Gülşah Erol dedi ki...

Tatlı kuzucum bu postta harika olmuş:)Seninde kadınlar gününü kutlarım:)Kocaman öpüyorum

minikkus dedi ki...

ne güzel dolu dolu bi post olmuş bu Biluuun <3
burdaki kadınların hepsi birbirinden güçlü, güzel, cesur ve aşık ^.^

Rainbow Gatherer dedi ki...

cok guzel bir derleme olmus =) blogumda hediye cekilişim var =) beklerim:)

Cansın Ekşi dedi ki...

Blogumdaki çekilişe beklerim!İtalya'dan aldığım kozmetikler var :)

visnetadindaa.blogspot.com

Lunapark Queen dedi ki...

Canım yine o kadar güzel bir post olmuş ki, bloggerların hikayelerini roman gibi heyecanla okudum, ne güzel olmuş, dergi tadında, kitap tadında bir post olmuş, inanılmaz keyif aldım. Bugünkü postumda buna ve dünkü bakım postuna da yer verdim hatta :) Öpüyorumm çok!

http://lunaparkqueen.blogspot.com/2013/03/ysl-make-up-manifesto.html

burcu kolat dedi ki...

Bu yazıyı okuyunca insanlarda iz bırakanların ne kadar şanslı olduklarını düşündüm ve ne kadar mükemmel insanlar olduklarını... Hepsi çok güzel hikayeler ve bir solukta okudum canım, ellerine sağlık.
Bir de Tuğçe'nin babaanesine bayıldığımı belirtmeden geçemeyeceğim. :)
Sevgiler çokça! :)

KoKoŞ KeLeBeK dedi ki...

CANIM BENIM ELLERINE EMEGINE SAGLIK..POSTUMDA SENDEN BAHSETTIM :))) SAHANESIN SEN...SEVGILER

Bilun Şen dedi ki...

* GÜLŞAH EROL,
Kitap kurdum benim, ben de kocaman öpüyorum. Kutlu olsun günümüz :)

Bilun Şen dedi ki...

** MİNİKKUŞ,
Canım kuşum, çoook teşekkürler ;) Ben de her bir hikayeye ayrı bayıldım, her birinden ayrı etkilendim. Öpüyorum kocaman..

Bilun Şen dedi ki...

*** RAINBOW GATHERER,
Çok teşekkürler :)

Bilun Şen dedi ki...

**** CANSIN EKŞİ,
Sevgiler :)

Bilun Şen dedi ki...

***** LUNAPARK QUEEN,
Canımm, vallahi sayenizde oldu. Sizin elinize, yüreğinize sağlık.. Çook teşekkürler tekrar, kocaman öpüyorum

Bilun Şen dedi ki...

****** BURCU KOLAT,
Burcu'cum çok teşekkürler, çok sevindim beğenmene. Hepsi çok özel hikayeler.. Vee ben de bayıldım Tuğçe'nin babaannesine, ne tatlı değil mi? Çok çok sevgiler :)

Bilun Şen dedi ki...

******* KOKOŞ KELEBEK,
Canım benim, hepsi sizin sayenizde kuzucum :) Çok teşekkürler tekrar. Koskocaman öpüyorum seni :)

beijaa vintage dedi ki...

ne harika bir yazı olmuş bu böyle ;)

Bilun Şen dedi ki...

BEİJAA VİNTAGE, çooook teşekkürler :)